9.SINIF ÜNİTE III SES BİLGİSİ, YAZIM (İMLA) KURALLARI NOKTALAMA

16/10/2009 -Kategori: DİL VE ANLATIM(9.sınıf)

A. SÖYLEYİŞ( TELAFFUZ)

1. Ses ve Seslerin Kullanımı

Ses geçici titreşimle oluşur. İki ucundan gerdirilen tele dokunursak hava içerisinde bir süre titreşir; bu titreşim sonucunda da bir ses oluşur. Aynı şekilde bir boruyu döşediğimiz zaman ya da bir cisme başka bir cisimle vurduğumuzda bir ses oluşur. İşte

hava içerisinde oluşan titreşimin kulakta duyulanına ses denir.

Söyleyiş (Telaffuz) En geniş anlamıyla konuşmayı sağlayan hareketlerin tümüne söyleyiş (telaffuz) denir. Dar anlamıyla dil seslerini çıkarma olayıdır. Söyleyiş sırasında pek çok organ görev alır. Konuşma eylemi en az iki kişi arasında olur. Beyinle konuşmayı sağlayan organlar bir bütün olarak çalışır. Konuşma sırasında ses organlarının (gırtlak, ses telleri,küçük dil, damak, dil, dişetleri, dudaklar, geniz vb.) hepsi birden rol oynar. Bu organların hepsine birden konuşma aygıtı adı verilir.Ses için gerekli hava solunum organlarınca sağlanır. Soluk alıp verme sırasında da adeta bir körük gibi çalışan ciğerlere hava dolup boşalır. Bu sırada diyafram adı verilen kubbe biçimindeki kas demeti, göğüs kaslarını ve ciğerleri genişletip daraltır.Konuşma sırasında soluk borusu yoluyla ciğerlerden gelen hava gırtlaktaki ses tellerine çarpar ve onları titreştirir. Titreşen hava daha sonra sese dönüşür. Türkçede genel olarak vurgu son hecededir. Orta hece vurgusuzdur. Bazı sözcükler ek aldığı zaman vurgu ekten önceki heceye kayar. Konuşmada vurgu yazı dilindeki noktalama işaretlerinin yerini tutar. Konuşmada ses tonu ve söyleyişin (telaffuzun) önemi büyüktür. Nefes borusundan gelen hava, ağız boşluğu içerisinde herhangi bir bölgede sese dönüşür. Bu sesin

oluşmasına boğumlanma denir. Boğumlanma, heceleri oluşturan seslerin doğru olarak ses değerlerinin söylenmesiyle oluşur. Türkçe Türkiye’nin her yerinde aynı sesler verilerek konuşulmaz. Ünlüler farklı bölgelerde farklı biçimlerde söylenir. İstanbul ağzında kalın a ile söylenen sözcükler Van’da o’ya yaklaşan bir kapalılıkta söylenir. Aynı ünlü Trabzon ve dolaylarında ince a’ya dönüşür. Konuşma sırasında anlatılan konunun özelliğine göre soluk alıp vermede bazı değişiklikler olur. Bu soluk alıp verme sırasında sesin alçalıp yükseldiği görülür. Anlatıma duygu, düşünce ve heyecan gibi farklılıklar katılır. Emir cümlelerinde kullanılan ses ile soru cümlelerinde kullanılan ses farklıdır. İşte anlatıma duygu, düşünce, heyecan, yumuşaklık, sertlik katmak amacıyla seste yapılan bu farklılığa tonlama denir. İnsan sesi ton bakımından kalın, ince ve tiz olmak üzere üçe ayrılır.

Konuşma sırasında sözcükler aynı şekilde söylenmez. Türkçede sözcükler söylenirken bazı heceler diğerlerine göre daha kuvvetli, daha şiddetli söylenir. Buna vurgu denir. Anlatımda vurgu söze duygu değeri katar; söylenen sözün daha anlaşılır

olmasını sağlar ve ahengi canlandırır.

Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

Mehmet Âkif Ersoy

Türkçede genel olarak vurgu son hecededir. Orta hece vurgusuzdur. Bazı sözcükler ek aldığı zaman vurgu ekten önceki heceye kayar. Konuşmada vurgu yazı dilindeki noktalama işaretlerinin yerini tutar.

B. TÜRKÇENİN SESLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Türkçede ünlü ve ünsüz olmak üzere 29 ses vardır. Bunların 8 tanesi ünlü, 21 tanesi de ünsüzdür.

Bir dildeki en küçük birim sestir. Ankara sözcüğünde üçü ünlü, üçü de ünsüz olmak üzere altı ses vardır. Dilde seslerin her biri bir işaretle gösterilir. Bu işarete harf denir. Dilde sesleri karşılayan işaretlerin bir düzen içerisinde bir arada bulunmasına alfabe (abece) denir. Türk alfabesi 1 Kasım 1928 yılında 1353 sayılı yasayla kabul edilen 29 harften meydana gelmiştir.

Türkçede 29 sesin (harfin) 8’i ünlü; 21 tanesi de ünsüzdür. Türk alfabesindeki büyük ve küçük harfler şunlardır:

Büyük harfler:

A, B, C, Ç, D, E, F, G, ⁄, H, I, İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, fi, T, U, Ü, V, Y, Z.

Küçük harfler:

a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, ı, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z.

Ünlülerin Sınıflandırılması Dilimizdeki ünlüler söyleniş sırasında dilin, çenenin ve dudakların aldığı biçime göre sınıflandırılır.

a. Dilin durumuna göre: Dilin durumuna göre ünlüler kalın ve ince olmak üzere ikiye ayrılır.

Kalın ünlüler: a, ı, o, u

İnce ünlüler: e, i, ö, ü

Dilin durumuna göre sesleri söylerken kalınlarda dilin arkaya doğru çekildiği; incelerde ise öne doğru itildiğini göreceksiniz.

b. Alt çenenin durumuna göre: Alt çenenin durumuna göre ünlüler geniş ve dar olmak üzere ikiye ayrılır.

Geniş ünlüler: a, e, o, ö

Dar ünlüler: ı, i, u, ü

Alt çenenin durumuna göre geniş ünlüleri söylerken alt çene aşağı doğru iner, ses yolu açılır ve genişler. Dar ünlüleri söylerken alt çene aşağı doğru inmez ve ses yolu dar kalır.

c. Dudakların durumuna göre: Dudakların durumuna göre ünlüler düz ve yuvarlak olmak üzere ikiye ayrılır.

Düz ünlüler: a, e, ı, i

Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü

Dudakların durumun göre düz ünlüleri söylerken dudaklar düz kalır; yuvarlak ünlüleri söylerken dudaklar yuvaklaklaşır ve öne doğru uzar. Ünlülerin sınıflandırılması tablo hâlinde şöyle gösterilebilir:

Düz Yuvarlak

Geniş Dar Geniş Dar

Kalın a ı o u

İnce e i ö ü

Ünsüzler: Ünlülerin sınıflandırmasında olduğu gibi ünsüzler de bazı benzerlik ve yakınlıklarına göre sınıflandırılır. Ünsüzler ağız boşluğundaki boğumlandığı yere (çıkak), sürekli söylenip söylenemediğine ve yumuşak (ötümlü) ve sert (ötümsüz) oluşlarına göre sınıflandırılır.

a. Boğumlanmalarına (çıkak) göre: Boğumlanmada ciğerlerden gelen hava gırtlakta bulunan ses tellerinden geçtikten sonra ağız boşluğunun herhangi bir bölgesinde sese dönüşür. Buna boğumlanma denir. Sesin boğumlandığı yere de çıkak denir. Bir sesin çıkağını bulmak için başına bir ünlü getirilerek söylenir. b sesinin çıkağını bulmak için (a) b biçiminde söylenir ve burada iki dudağın birleştiği görülür. Aynı şekilde (e) v’i söylerken üst dişler alt dudağa basar. Boğumlanmalarına göre ünsüzler şöyle sınıflandırılır:

1. Dudak ünsüzleri: Dudakların birbirine dokunmasıyla çıkar: b, m, p

2. Diş-dudak ünsüzleri: Üst dişlerin alt dudağa dokunmasıyla çıkar: f, v

3. Diş ünsüzleri: Dil ucunun üst dişlere yaklaşmasıyla veya dokunmasıyla çıkar. c, ç, d, j, l, n, r, s, ş, t, z

4. Damak ünsüzleri: Dilin orta kısmının ön damağa ya da dil kökünün art damağa yaklaşmasıyla çıkar. g, ğ, k, y

5. Gırtlak ünsüzleri: Bu ses, ciğerlerden gelen havanın ses tellerine çarpmasından ve ağızda hiç bir engele uğramadan çıkmasıyla oluşur. Türkçede gırtlak ünsüzü olarak sadece h sesi vardır.

b. Sürekli söylenip söylenmeyeceğine göre: Ünsüzlerin söylenirken ses yolunun kapanmasına veya sürekli açık olmasına göre sınıflandırılmasıdır. Ünsüzler söylenirken ses yolu kapanıyorsa süreksiz, sürekli açık kalıyorsa sürekli ünsüzler adını alır. Bunu belirlemek için ünsüzün başına bir ünlü getirilir. Ak, süt, iç seslerini söylerken ses yolu tıkanmaktadır. Özzzzzzzzz, elllllllll, offffff seslerini söylerken ses yolu açık kalmaktadır. Bu özelliğine göre ünsüzler ikiye ayrılır:

1. Sürekli ünsüzler: f, ğ, h, j, l, m, n, r, s, ş, v, y, z

2. Süreksiz ünsüzler: b, c, ç, d, g, k, p, t

c. Yumuşak ve sert oluşlarına göre: Ünsüzler ses tellerinde titreşime uğrayıp uğramadığına göre yumuşak (tonlu) ve sert (tonsuz) olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Yumuşak ünsüzler: Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlerdir. b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z

2. Sert ünsüzler: Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlerdir. ç, f, h, k, p, s, ş, t

ÜNLÜ VE ÜNSÜZ UYUMLARI

ÜNLÜ UYUMU: Türkçenin köken bakımından Ural-Altay dil ailesinin Altay

koluna bağlı bir dil, yapı bakımından da sondan eklemeli bir dil olduğunu biliyorsunuz. Bu dil ailesine bağlı olan Türkçenin en önemli özelliği ünlü uyumudur. Türkçede iki tür ünlü uyumu vardır.

a. Büyük ünlü uyumu: Dilin durumuna göre ünlülerin kalınlık incelik bakımından uyumudur. Türkçe sözcüklerde ilk hecede kalın ünlü varsa, ondan sonraki hecelerde kalın ünlü; ince ünlü varsa ince ünlü gelir. Bu kurala büyük ünlü uyumu denir. Sözcük köküne eklenen ekler de bu kurala uyar.

“Ağaçlar çiçek açtı.” cümlesinde ilk hecede a kalın ünlüsünden sonra a- a- a kalın ünlüleri; çiçek sözcüğünde ise, i, e ince ünlüleri; açtı sözcüğünde a- ı şeklinde kalın ünlüler gelmektedir. Sözcüklere getirilen ekler de bu kurala uyacağından

ağaç-lar, ağaç-ta, ağaç-tan çiçek-ler, çiçek-te, çiçek-ten vb. şeklinde söylenir.

Türkçe olduğu hâlde bu kurala uymayan bazı sözcükler de vardır. kardeş < karındaş, anne < ana, elma < alma vb. Bu sözcüklerin asılları ünlü uyumuna uyarlar.

Bazı ekler Türkçe sözcüklere eklendiğinde ünlü uyumuna uymaz.

- yor eki : geliyor, yazıyor, okuyor vb.

-mtrak eki : mavimtrak, yeşilimtrak, sarımtrak vb.

- ki eki : sabahki, akşamki, dünkü vb.

-daş eki : yurttaş, vatandaş, dindaş, yoldaş vb.

- leyin eki : geceleyin, sabahleyin, akşamleyin vb.

- iken eki : silerken, bakarken, yazarken vb.

b. Küçük ünlü uyumu: Küçük ünlü uyumu sözcüklerdeki ünlülerin düzlük yuvarlaklık, darlık-genişlik bakımından uyumudur.

1. Türkçe sözcüklerde düz ünlüler (a, e, ı, i) den sonra düz ünlüler gelir.

Düz ünlülerden sonra (a, e, ı, i) yuvarlak ünlüler (o, ö, u, ü) gelmez.

2. Yuvarlak ünlüler (o, ö, u, ü) den sonra;

a. Düz- geniş (a, e) ya da

b. Dar-yuvarlak (u, ü) gelir.

Yani yuvarlak ünlülerden sonra

a, Düz-dar ünlüler (ı, i) ya da

b. Yuvarlak geniş ünlüler (o, ö) gelmez.

Bu kurala küçük ünlü uyumu denir. Bazı sözcükler Türkçe oldukları hâlde küçük ünlü uyumuna uymazlar. Armut, çamur, kabuk kavun, avuç, kavuşmak, yağmur vb.

ÜNSÜZ UYUMU

a. Ünsüz Benzeşmesi: Türkçe sözcüklerde yan yana bulunan ünsüz seslerin (harflerin) yumuşaklık veya sertlik bakımından birbirlerine uymasıdır. Ünsüz uyumu daha çok sözcüklerin kök-ek ilişkisinde görülür. Sonu ünsüzle biten bir sözcüğe, ünsüzle başlayan bir ek getirileceği zaman ikisi arasında bir uyum olmasına dikkat edilir. Sözcük yumuşak ünsüzle bitiyorsa ekin yumuşak ünsüzle başlayanı; sert ünsüzle (ç, f, h, k, p, s, ş, t) bitiyorsa ekin sert ünsüzle başlayan şekli getirilir.

sınıf-da değil sınıfta

sokak-da değil sokakta

ağaç-dan değil ağaçtan

at-gı değil atkı

çiçek- ci değil çiçekçi

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi eklerin yumuşak ve sert ünsüzle başlayan şekilleri vardır.

- da, - ta, - dan, - tan, - gı, - kı, - ki, -cı, - çı (çi, çu / -cü), - dı / - di, -tı / - ti

Ünsüz benzeşmesi yabancı dillerden dilimize giren bazı yabancı sözcükler ile birleşik sözcüklerde aranmaz.

İstikbâl, mahdut, makbul, işgal, meşgul ile akbaba, kurtdereli, üçgen, Akdeniz, kırkbayır vb.

b. Sert Ünsüzlerin Yumuşaması

Sözcük sonlarındaki süreksiz sert ünsüzler (ç, k, p, t) sesli harfle başlayan bir ek aldıklarında yumuşarlar: ç – c ; k – ğ ; p – b ; t – d olur. Bu kurala sert ünsüzlerin yumuşaması denir.

ardıç – ardıca

ağaç – ağacı

ekmek – ekmeği

tabak – tabağı

söğüt – söğüde

kitap – kitaba vb.

Tek heceli sözcükler ile yabancı dillerden dilimize giren bazı sözcükler bu kurala uymaz.

iç- içi ; ok- oku; kırk- kırkı; kata - kata; yat - yatı vb. gayret - gayreti; ehemmiyet- ehemmiyeti vb.

hukuk - hukuku ; millet- milleti vb.

SES OLAYLARI

Bir sözcüğü oluşturan sesler Türkçe’de yan yana gelirken belli kurallara uyarlar. Sesler arka arkaya gelirken bazılarıyla uyumlu bazılarıyla da uyumsuzdurlar; adeta birbirini iterler. Seslerin bu yan yana gelme sırasında bazı değişiklikler olur. Bunlara

ses olayları denir.

Türkçe’deki belli başlı ses olayları şunlardır:

Ünlü türemesi: Türkçede iki ünsüz yan yana gelemez. İki ünsüz yan yana geldiği zaman araya bir ünlü ses girer buna ünlü türemesi denir.

anne- m > annem

baş-ı-m > başım

sil-gi- m > silgim

kitap-ı-m > kitabım

Anne’m sözcüğü ünlüyle bittiği için -m ekiyle annem şeklinde birleşir. Başım sözcüğü ünsüzle biten başm biçiminde olmaz; flm arasına bir ünlü ses girer. Buna ünlü türemesi denir.

Ünsüz türemesi : Türkçede iki ünlünün yan yana gelemeyeceğini biliyorsunuz. Ünlüyle biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir ek gelirse iki ünlü arasına bir tane ünsüz ses girer. Bu olaya ünsüz türemesi denir.

Türkçede üçüncü kişi iyelik eki -i ‘dir. Bu ek ünlü ile başlayan bir sözcükten sonra nı/ - ni, -sı/-si vb. biçimini alır.

Ahmet’in kalemi’nde - i eki kalemden sonra- i eki

Ayşe’nin silgi-s-i sözünde silgi-s-i araya s ünsüzü girer.

Baba- baba-s-ı

elbise - elbise- s- i

meyve - meyve-y-i

s, s ve y sesleri araya girmiştir.

Ünlü Düşmesi: Türkçede orta hecedeki ünlü vurgusuz söylenir. Alın, fikir, burun, oğul, ömür vb. sözcüklerine ünlü bir ek getirildiği zaman alın alnı; fikir- fikri; burunburnu; oğul- oğlu; ömür - ömrü biçimine girer. Orta hecedeki ünlü düşer. Bu olaya orta hece ünlüsünün düşmesi denir.

Orta Hece ünlüsünün değişmesi: Vurgusuz söylenen bazı sözcüklerde orta hecedeki ünlü değişir.

Başla-mak fiilinden, başla-yor değil, başlıyor. Yaşamak fiilinde yaşa-yor değil yaşıyor.

Bu sözcüklerde orta hecelerde bulunan ünlüleri değişir. Bu olaya ünlü orta hece ünlüsünün değişmesi denir.

Ünlü birleşmesi: Ünlüyle biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir sözcük gelirse sözcüğün sonundaki ünlü ile sözcüğün başındaki ünlüler birleşir. Buna ünlü birleşmesi denir.

kahve altı > kahvaltı, ea birleşmesi

ne için > niçin, e i birleşmesi

ne asıl > nasıl , e a birleşmesi

cuma ertesi > cumartesi, a e birleşmesi

Türkçenin Ses Özellikleri şunlardır:

1. Türkçe sözcükler büyük ve küçük ünlü uyumuna uyar. Ancak bu kurala uymayan çok az sayıda sözcük ve ekler vardır.

2. Türkçe sözcüklerde ilk heceden sonra (ikinci üçüncü hecelerde) o, ö ünlüsü bulunmaz. Bulunan sözcükler Türkçe değildir. Atom, horoz, radyo vb.

3. Türkçede uzun ünlü yoktur, âlim, nâzım, âşık gibi sözcükler Türkçe değildir.

4. İki ünlü yan yana gelmez. İki ünlü yan yana geliyorsa araya bir kaynaştırma sesi (harfi) girer. Oku-y-an, bağla-n-acak, masa-s-ı vb.

İki ünlü yan yana bulunan saat, şair, şiir, fiil, muayene, reis, maalesef vb. Türkçe değildir.

Ancak bazı sözcüklerde -ğ-’nin erimesiyle az da olsa gelenler vardır. geldiği - geldii

5. Türkçe sözcüklerde f, h, j sesi yoktur. Mahkeme, tüfek, jilet, jandarma, ajanda, vb.

Ancak tabiat taklidi seslerden oluşan sözcükler bu kuralın dışındadır. Fısıldamak, of, vb.

6. Türkçede c, ğ, l, m, n, r, v, z sesleri sözcüğün başında bulunmaz. Yani bu seslerle başlayan sözcükler Türkçe değildir.

Cami, lâle, marul, nane, raf, vazife, zerdali vb.

7. Sözcük sonunda b, d, c, g sesleri bulunmaz. Kitab, derd, ilac, vb. Bu seslerle biten sözcükler kitap, dert, ilaç, tekerlek biçiminde söylenir.

8. Sözcüğün başında iki ünsüz yan yana bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Plan, kredi, tren.

9. Sözcüğün sonunda üç ünsüz ses yan yana bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Sfenks, kontr

10. Sözcük kökünde aynı cinsten iki ünsüz yan yana bulunmaz. Millet, hürriyet, tasavvur, hassas vb. Türkçe değildir.

C. YAZIM (İMLA) KURALLARI

a. Büyük Harflerin Yazımı

Türk alfabesinde harflerin küçük ve büyük biçimleri vardır. Yazı dilinde yaygın olarak küçük harfler kullanılır. Ancak bazı yerlerde de büyük harfler kullanılır. Büyük harflerin kullanıldığı yerler şunlardır:

* Cümle başları büyük harfle başlar.

* Gülen adamın nerede başlayıp nerede bittiği hiç bilinmezdi.      Halikarnas Balıkçısı

* Annem usulca sokuldu yanıma.       Nursel Duruel

* Yanaklarımıza, gözlerimize gül yaprağı konuyor.  Nursel Duruel.

*şiirde dizeler büyük harfle başlar

* Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç   Yahya Kemal Beyatlı

* Geceleyin bir ses böler uykumu

    İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?  Ahmet Kutsi Tecer

* Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine Ali Mümtaz Arolat

Ancak günümüz edebiyatında modern şiir akımının etkisiyle küçük harfle başlayan dizeler ve vardır.

renkler güneşten çıktılar

renkler güneşe girdiler

renkler güneşsiz öldüler

ne renk gerek bana

ne renksizlik

Asaf Halet Çelebi

* Belli bir tarih bildiren ay, gün adları büyük harfle başlar.

30 Ağustos 1922

23 Ekim 1923 Cuma günü

* Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar:  Giriş, Çıkış, Başkan, Doktor vb.

Ancak birkaç sözcükten oluşanların ilk sözcüğü büyük harfle, diğerleri küçük harfle başlar. Dolmuş durağı, şehirler arası telefon vb.

Sayılardan sonra gelen sözcükler küçük harfle yazılır. III. kat, III. sınıf, I. blok vb.

* Özel adlar büyük harfle başlar

1. Kişi adları ve soyadları büyük harfle başlar.

Mustafa Kemal Atatürk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Karacaoğlan, Gevheri, Yunus Emre vb.

Ayrıca takma adlar da büyük harfle başlar Fuzulî (Mehmet), Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman), Hatî (fiah İsmail), Ankaralı Âşık Ömer (Behçet Kemal Çağlar) vb.

2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Ali Kaya, Ahmet Bey, Dursun Efendi, Doktor Behcet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Prof. Dr. Talât Tekin, Deli İbrahim, Avcı Mehmet Paşa vb.

* Sayıların Yazımıyla İlgili Kurallar

1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Bununla ilgili kesin bir kural olmamakla beraber uygulamada edebî karakter gösteren sayılar yazıyla yazılır.

* Otuz beş yaş şiirini çok severim.

* İki hafta sonra mahalleden taşınacağız.

* Geleli üç ay oluyor.

Buna karşılık ölçü ve istatistiksel veri ifade eden sayılar rakamla yazılır. 100 lira, 15 kilogram, 20 metre, 150 kilometre

Saat ve dakikalar metin içinde yazıyla da yazılabilir.   On ikiye beş kala, beşe çeyrek kala, yediyi on üç geçe vb.

2. Sıra sayıları rakamla da yazıyla da yazılabilir. Rakamla yazıldığında, rakamdan sonra nokta konur veya rakamdan sonra kesme işareti konularak ek yazıyla yazılır.

3. gün, 5. sıra, 6. madde; 3’üncü gün, 5’inci sıra, 6’ıncı madde vb.

3. Üleştirme sayıları yazıyla gösterilir İkişer, üçer, onar, beşer beşer, ikişer ikişer vb.

4. Birden fazla sözcükten oluşan sayılar ayrı yazılır.

Bir yıl üç yüz altmış beş gündür.

saat dokuzu beş geçe vb.

5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır.

8, 2 ( tam onda 2), 15, 5 (15 tam onda 5) vb.

* Ek olan- ki ile bağlaç olan “ki”nin yazımı

* Türkçede ek olan- ki kendisinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır.

Sınıftaki çocuk, sinemadaki film, elindeki kitap vb.

Ek olan- ki nesneye aitlik kavramı verir ve ünlü uyumuna uymaz. Ancak çok az sayıda sözcükte ünlü uyumuna uyduğu da görülür.

dünkü gazete, bugünkü haber, öbürkü gün vb.

Bağlaç olan “ki” bağımsız bir sözcük olarak daima ayrı yazılır.

Atatürk diyor ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”

Soğuk su içme ki hasta olmayasın.

Bir de baktım ki kimse kalmamış.

Ben yorulmadım ki.

Hükümdar adları 3. Selim, 3. Ahmet 2. Murat, vb. yazılır. Selim 3, Ahmet 3, Murat 2 gibi yazılmaz.

* Ek olan -de ile bağlaç olan “de”nin yazımı:

* Türkçede ek olan -de kendisinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır.

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

dersler olmasa.....

Ödev yaparken zorlananlara ve bulamayanlara..(şahsen bn de 9.sınıf öğrencisiyim:D)....

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro