9.SINIF ÇOŞKU VE HEYECAN DİLE GETİREN METİNLER(şiir) DERS NOTLA

17/10/2009 -Kategori: EDEBIYAT_9_sinif_

ŞİİR VE ZİHNİYET

Zihniyet,bir dönemdeki sosyal,siyasî,idarî,adlî,dinî,ticarî hayatın birlikte oluşturduğu ortamdır.Yani devrin kabul edilmiş sanat zevki ve hakim anlayışıdır.

Bir eser hangi dönemde verilmişse, o dönemden izler taşır.Şairlerin şiirleri de yaşadıkları dönemden izler taşır.Şairlerin şiirlerinde de yaşadıkları dönemin sosyal ve siyasal olaylarını, kültürünü,ilişkilerini,inançlarını,sanat zevkini görebiliriz.Dolayısıyla bir şiiri incelerken, o şiirin yazıldığı dönemin ve şairin özelliklerini göz önüne almalıyız.

ŞİİRDE AHENK (SES VE RİTM)

Ahenk:
Ahenk kelimesi uyum anlamına gelmektedir. Edebiyatta ise kelimelerin birbiriyle ses ve anlam bakımından etkileyici bir bütün olması anlamındadır.
Şiirde ahenk;ustaca kullanılan ses akışı,söyleyiş,ritm,ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanır. Şiirde ahengi sağlamak için ölçü,uyak,vurgu,tonlama gibi değişik unsurlar kullanılır.
Şiirde ahnegi sağlayan unsurları şöyle sıralayabiliriz:

1) Vurgu: Bir kelimede hecelerden birinin diğerlerine göre daha baskılı,daha kuvvetli söylenmesidir. Vurgu hem kelimenin anlamını güçlendiren hem de şiiri ahenkli kılan bir unsurdur. Vurgulama ve tonlama şiirin ahengini ve etki gücünü bir kat daha artırır.
Ör:
Gök satoprak sarı, çıplak ağaçlar sa
Arkada zincirlenen Toros Dağları

2) Tonlama: Anlatılmak istenen duygu veya düşüncenin daha etkili ifade edilebilmesi için ses tonunu değiştirerek okumaya tonlama denir. Böylece acıma,üzüntü,özlem,hayran-
lık,sevgi gibi duygular belirginlik kazanır.
Ör:
Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan,
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.

3) Ölçü:Ahengi sağlamak şiire belli bir düzen vermek için şiirlerde çeşitli ölçüler kullanılır. Türk edebiyatında hece ve aruz ölçüsü olmak üzere iki çeşit ölçü kullanılmıştır.

a) Hece ölçüsü: Şiirdeki tüm dizelerin hecelerinin sayısının eşit olması esasına dayanır.
* Hece ölçüsü Türklerin bulduğu bir ölçüdür.
* Bilinen en eski Türk şiirlerinde de bu ölçü kullanılmıştır.
* 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüsü kalıpları en çok kullanılan kalıplardır.
Durak: Ölçü kalıpları içerisindeki durma yeridir.Hece ölçüsünde duraklar sözcükleri bölmez.

b) Aruz ölçüsü: Dizelerdeki hecelerin açıklık kapalılık esasına bağlı olan bir ölçü sistemidir. Sonu ünlü ile biten heceler ‘’açık’’, sonu ünsüzle biten heceler de ‘’kapalı’’ hece olarak adlandırılır. Ayrıca uzun ünlülü heceler ile dize sonundaki heceler daima kapalı kabul edilir.

* Aruz ölçüsünde duraklar sözcükleri bölebilir.

O be nim mil / le ti min yıl / dı zı dır par / la ya cak
. . - - . . - - . . - - . . -
Fe i la tün Fe i la tün Fe i la tün Fe i tün

*Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir.Ulama kapalı heceyi açık yapar.

c) Serbest Ölçü:Herhangi bir sisteme bağlı olmayan ölçüdür.19.yüazyıl sonlarından itibaren edebiyatımıza girmiştir.

4) Uyak (Kafiye) ve Redif:

Uyak: Dize sonlarında bulunan ve görevleri farklı olan ses veya ek benzerlikleridir.
Redif: Mısra sonlarında bulunan aynı görevdeki ses, ek ve kelime tekrarlarıdır.

Her yalana kanmışım kafiye:’’an’’
Her söze inanmışım redif: ‘’mışım’’
Ben artık sevgiden de
Bıkmışım, usanmışım

Uyak Çeşitleri

a)Yarım Uyak:Sadece bir ünsüzün benzeşmesiyle oluşan kafiyeye yarım uyak denir.

Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selam olsun

b)Tam Uyak:Biri ünlü biri ünsüz olmak üzere iki sesin benzerliğiyle oluşan uyağa tam uyak denir.

Ben gideyim yol gitsin,ben gideyim yol gitsin;

İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler
Tak,tak ayak sesimi aç köpekler işitsin
Yolumda bir tak olsun zulmetten taş kemerler

c)Zengin Uyak: En az üç sesin benzerliğiyle oluşan uyağa zengin uyak denir.
Bir idamlık Ali vardı,asıl
Kaydını düştüler,mühür basıl
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.

d)Cinaslı Uyak:Aynı seslerden oluşan ;fakat farklı anlamları karşılayan kelimelerle yapılan uyağa cinaslı uyak denir. Cinas bir kelimenin tekrarı değildir. Aynı kelimenin aynı anlamla tekrar etmesine redif denir.

Ör: ‘’Kalem böyle çalınmıştır yazıma
Yazım kışa uymaz kışım yazıma’’

Bu beyitteki ‘’yazıma’’ sözcüklerinin yazımı aynıdır; ancak birinci dizede kaderime anlamında ikinci dizede ise yaz mevsimi anlamında kullanıldığından cinaslı uyaktır.

NOT:Yazımları ve anlamları aynı olan iki sözcük redif;yazımları aynı ancak anlamları farklı olan iki sözcük cinaslı kafiye oluşturur.

NOT: Uzun okunan ünlüler iki ses değerinde kabul edilir.

Uyak Düzeni(Şeması) ve Çeşitleri

Şiirler uyaklanış bakımından üçe ayrılır.

a) Düz uyak:Uyaklı kelimeler aaxa veya aaab şeklinde sıralanmışsa buna düz uyak denir.

Hiç anılmaz olmuş atalar adı
Beşikte bırakmış ana evladı
Kırılmış yetimin kolu kanadı
Zulüm pençesinden aman kalmamış

b) Çapraz uyak:Uyaklı kelimeler abab şeklinde sıralanmışsa buna çapraz uyak denir.

Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında
Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum
Yolumun karanlığa saplanan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum
Necip Fazıl Kısakürek

c) Sarma uyak: Uyaklı kelimeler abba şeklinde sıralanmışsa buna çapraz uyak denir.

En son Bektaş Ağa çöktü diz üstü
Titrek elleriyle gererken yayı
Her yandan bir merak sardı alayı
Ok uçtu,hedefin kalbine düştü

d) Mani tipi uyak: Mani tipindeki şiirlerde kullanılan uyak türüdür. aaxa şeklinde uyaklanır.Tek dörtlük için geçerlidir.

Dağlarda kar kalmadı
Gözlerde fer kalmadı
Daha yazacak idim
Kağıtta yer kalmadı
5) Aliterasyon ve Asonans:

Bir şiirin dizelerinde sürekli aynı ünsüzün tekrarlanmasından oluşan ahenge aliterasyon denir.

Bir şiirin dizelerinde sürekli aynı ünlünün tekrarlanmasıyla oluşan ahenge asonans denir.

senin kalbiden sürgün oldum ilkin
bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği

“ ü harfi ile asonans , s harfi ile aliterasyon yapılmıştır.


ŞİİR DİLİ

Şiir insanın değişen duygu,çoşku,özlem ve hayallerini kendine özgü bir dille ifade eder. Dili daha canlı,daha güzel ve daha tesirli hale getirerek ona bir üst kimlik kazandırır. Şair günlük dildeki sözcükleri özenle seçer. Onlara yepyeni anlamlar kazandırır. Kullanılan dile yeni değerler ve anlamlar kazandırır. Benzetmelere değişmecelere(mecaz) yer verir. Somut varlıkları soyutlaştır, soyutları da somutlaştırır. Böylece duygu ve düşüncelerine bir anlam derinliği kazandırır.

Söz Sanatları

1 ) Teşbih (Benzetme) :
Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır.

Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Öğeleri şunlardır :

1- Benzeyen : Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından güçsüz olanıdır. 2- Kendisine Benzetilen : Birbirlerine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır.3-Benzetme Yönü : Benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır.
4-Benzetme Edatı : Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir.

Ör: Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
Bir eski çıban gibi işliyor içerime.
(Ayak Sesleri/ Necip Fazıl Kısakürek)

Benzeyen: Sesler
Kendisine benzetilen unsur:Eski çıban
Benzetme yönü: Batmak,işlemek
Benzetme edatı: Gibi

Ör: Kömür gözlüm, gül dudaklım
Sen de bir gün perişan ol
Hicranî
Benzeyen: göz - dudak
Benzetilen:kömür – gül

2) İstiare(İğretileme) :
Sadece benzeyen ya da benzetilenle yapılan teşbihe istiare denir. Açık istiare ve kapalı istiare olmak üzere ikiye ayrılır.

a- Açık istiare: Benzetme öğelerinden sadece kendisine benzetilenin bulunduğu benzeyenin bulunmadığı istiaredir.

Ör: Yüce dağ başında siyah tül vardır.
Benzeyen: bulut(söylenmemiş)
Benzetilen:siyah tül (söylenmiş)

Ör: Havada bir dost eli okşuyor derimizi
Benzeyen: Rüzgar(söylenmemiş)
Benzetilen: dost eli(söylenmiş)

b- Kapalı istiare: Benzetme öğelerinden sadece benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede kendisine benzetilen yer almaz.
Ör: Yüce dağların başında
Salkım salkım olan bulut.
Benzeyen:Bulut(var)
Kendisine benzetilen:üzüm(yok)

Ör:
Bir arslan miyav dedi
Minik fare kükredi
Fareden korktu kedi
Kedi pır uçuverdi

Dörtlükte ‘’aslan’’ , ‘’miyav’’ sözcüğüyle kediye;fare, kükredi sözcüğüyle aslana; ‘’kedi’’ ‘’uçuverdi’’ sözcüğüyle kuşa benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene yer verilmemiştir.

3) Teşhis (Kişileştirme) :
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir özellik verme sanatına teşhis denir.

Ör: Ağlama karanfil beni de ağlatma
Sil göz yaşlarını

4) İntak (Konuşturma) :
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması sanatıdır. Konuşturma kişileştirmeden sonra gelir.Varlıklar önce kişileştirilir sonra gerekirse konuşturulur.Her intakta bir kişileştir me vardır ama her kişileştirmede bir intak yoktur.Fabllar bu sanata örnektir.
Ör:Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.

5) Tezat (Karşıtlık) :
Aynı varlığın, olayın, durumun…birbirine karşıt iki yönünü bir arada belirtmeye ya da birbirine karşıt kavramlar arasında ilgi kurmaya tezat denir.

Ömrümde zararsız günümü bilmem Her senede yüz milyonluk kârım var. (Huzuri)

Aşk derdiyle hoşem el çok ilâcımdan tabip Kılma derman kim helakim zehr-i dermânındadır (Fuzuli)


6) Mübalağa(Abartma) :
Bir sözün etkisini arttırmak amacıyla bir şeyi olduğundan çok göstermek ya da olmayacak biçimde anlatma sanatıdır.

Ör: Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ
Ör: Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.

7) Telmih(Hatırlatnma) :
Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret etme sanatı.
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu.

Gökyüzünde İsa ile,
Tur dağında Musa ile ,
Elindeki asa ile,
Çağırayım Mevlam seni.
Yunus Emre

8) Tecahül-i Arif(Bilip de Bilmezlikten Gelme) :
Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmez görünerek anlatma sanatıdır.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Cahit Sıtkı Tarancı

9) Hüsn-i talil(Güzel Bir Nedene Bağlama) :
Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini,gerçek sebebinin dışında başka,güzel bir nedene bağlamadır.

Senin o gül yüzünü görmek için
Sana güneş bakmak için doğuyor.

10) Tenasüp (Uygunluk) :
Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır.
Ör: Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip
Kılma derman kim helakim zehr-i dermendadır.

●Bu dizelerde ‘’dert,derman,ilaç,tabip’’ birbiriyle
ilgili sözcükler olarak kullanılmıştır.

11) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) :

Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük yerine gerçek anlamı dışında kullanılması sanatıdır.

Ör:Ankara bu olaya tepki gösterdi.
Burada tepki gösteren şehir değil.Anakara da bulunan hükümettir.Mecaz-ı mürsel yapılmış.Şehir söylenmiş hükümet kastedilmiştir.
Ör:Cemil Meriç’i her okuyuşumda yeni bir şeyler buluyorum. (Kitabını okuyorum kendisini değil)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

9.SINIF I. ÜNİTE GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT DERS NOTLARI

17/10/2009 -Kategori: EDEBIYAT_9_sinif_

1-)GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYATIN YERİ

Güzel sanatları diğer eserlerden ayıran en önemli özellik insanda coşku ve estetik haz uyandırmasıdır.Güzel sanatlar için yapılan en iyi sınıflama bu sanatların kullandıkları malzemelere göre yapılan sınıflandırmadır.Bu malzemeler fonetik ve plastik olarak ikiye ayrılır.Sesle yapılan sanatlara fonetik sanatlar, görüntüyle yapılan sanatlara ise plastik sanatlar denir.Güzel sanatların genelinde plastik malzeme kullanılırken edebiyat ve müzik ise sese dayalı bir sanattır.


Edebiyatın malzemesi kelimelerdir ve edebiyat dille gerçekleştirilen bir güzel sanatlar etkinliğidir.Edebiyatın asıl amacı güzel sanatların en önemli öğesi olan estetik zevk duygusunu dil aracılığıyla gerçekleştirmektir.Edebiyatta fayda sağlamak amaç olarak her zaman ikinci plandadır.

Edebiyat; Tanımı, Konusu,Yöntemi

· Duygu ve düşüncelerin söz ya da yazıyla etkili ve güzel bir biçimde anlatılması sanatına edebiyat denir. Edebiyat, sözcüğü Arapça ‘’edep’’ sözcüğünden türemiştir. Edebiyat sözcüğü ilk kez Tanzimat döneminde Şinasi tarafından kullanılmıştır. Şinasi’den önce nazım ve nesir türlerindeki eserlere ‘’şiir ve inşa’’ denilmekteydi.
Edebiyatın Konusu
Yazar ve şairlerin ortaya koydukları eserlerde ele alıp işledikleri her şey, edebiyatın konusunu oluşturur.
Edebiyatın Yöntemi
Dil ürünlerinin tüm özelliklerinin tarihi akış içinde bilimsel olarak incelenmesi de edebiyatın yöntemini oluşturur.

2-)EDEBİYATIN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ

Edebiyatın temel öğesi olan dil diğer bilim dallarının da anlatım aracıdır. Bundan dolayı felsefe, psikoloji, sosyoloji, hatta tarih, coğrafya, ekonomi vb. diğer bilim dallarıyla yakından ilişkisi vardır.Araştırmacılar da edebiyat araştırmalarında yazarın biyografisini yazarken tarih biliminden,yaşadığı ortamı yazarken sosyoloji biliminden,yazarın içinde bulunduğu ruhsal durumu anlatırken ise psikolojiden faydalanırlar.
Yazarı etkileyen toplumsal,siyasal ve felsefî görüşleri de diğer sosyal bilimlerin yardımıyla ortaya koyarlar.

Edebiyat Tarihi ve Önemi

Bir ulusun çağlar boyu yarattığı sözlü ve yazılı dil ürünlerini ve onların yazarlarını bilimsel bir yöntemle tarihi akış içinde inceleyen bilim dalına edebiyat tarihi denir.Edebiyat tarihi bir ulusun geçmişteki düşünce yapısını, dünya anlayışını, kültür ve uygarlık birikimini yeni kuşaklara aktarır.Böylece kuşaklar arasında köprü kurarak yeni kuşakların daha iyiyi, doğruyu, güzeli bulmalarına yardımcı olur.Bizde Tanzimat dönemine kadar edebiyat tarihi tezkirelerden ibaretti.
Tezkire: Şairlerin hayat hikayelerini anlatan biyografi türünden eserlere denir.
Başlıca edebiyat tarihi yazarlarımız şunlardır: Ziya Paşa,M. Fuat Köprülü,Agah Sırrı Levend,Ahmet Hamdi Tanpınar,Nihat Sami Banarlı


3-)DİLİN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDAKİ YERİ

Dil-Kültür-Edebiyat İlişkisi

Dil, insanların duygu düşünce ve düşlerini; özlem ve isteklerini anlatma aracıdır . Kültür ise;dil,din,ülkü gibi ortak duygu ve düşüncelerin bizde yarattığı değişim ve bileşimdir.Bu nedenle dil bir ulusun temel taşıdır.Dil kültür değerlerimizi geleceğe taşır ve edebiyatın da temel öğesidir.
Dil, edebiyatın temel öğesi; edebiyat, kültür birikiminin kendisidir. Görüldüğü gibi dil,kültür ve edebiyat birbirinin tamamlayıcısıdır.


4-)METİN – EDEBî METİN

Metin:Bir yazıyı şekil,anlatım ve yazım özellikleriyle oluşturan kelimelerin tamamına metin denir.

Edebî Eser (Edeb Metin); Tanımı ve Özellikleri

İnsanın duygu ve düşüncelerini; özlem ve dileklerini estetik ölçüler içinde anlatan ve okuyucuda güzellik duygusu yaratan dil ürünlerine edebî eser(metin) denir.
Özellikleri
· Edebî eser okuyanı etkilemelidir.
· Anlatımı güzel düşüncesi sağlam ve özlü olmalıdır.
· Konusu;ait olduğu toplumun ve yazıldığı dönemin özelliklerini yansıtmalıdır.
· Eser zamanın süzgecinden geçtikten sonra toplumca anlaşılıp beğenilmelidir.
· Duygu ve düşünceler belli bir edebî türe uygun olarak anlatılmalıdır.
· Eser estetik ölçüler içinde ,belli bir sanat anlayışıyla yazılmalıdır

5-)EDEBİYAT VE GERÇEKLİK

Dış dünyadaki tüm nesnel varlıklar,koşullar ve durumlar gerçekliğin kapsamına girer.Edebiyat dış dünyayı,insanı ve insana özgü özellikleri kurmaca yoluyla dile getirir.Yani sanatçı dış dünyayı olduğu gibi değil,kendi süzgecinden geçirerek,değiştirerek,yorumlayarak anlatır.Bu paralelde şöyle bir tanım çıkarılabilir: Sanat yada edebiyat,bir nevi gerçeğin yorumlanarak anlatılmasıdır. Burada unutulmama-sı gereken nokta ise edebiyatın bunu yaparken gerçeklikten tamamen uzaklaşmamış olmasıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

9.sınıf dil ve anlatım ders kitabı cevapları(%100 DOĞRU)

16/10/2009 -Kategori: DIL VE ANLATIM_9_sinif_

(not:eksik sayfalar mümkün oldukça tamamlanacaktır...Siritiyor)
Sayfa 3=soru 2)tarih önesi devirlerde bu şekiller yazı olarak kullanılırdı.İnsanlar bu şekillerle birbirlerile iletişim kurarlardı…
sayfa 4=soru 1)metne göre iletişim iki kişi arasındaki her türlü anlam alışverişine denir
soru 4)Dille gerçekleştirilen iletişim hem sözlü hem de yazılı olarak gelecek nesillere aktarılmak için saklanabilir.Bu sebepten dolayı dille gerçekleştirilen iletişim diğer iletişimlerden daha da gelişmiştir
sayfa 5=çünkü insanların aralarındaki sorunlarını çözebilmesi için
çünkü insanların düşüncelerini birbirlerine aktarması için
çünkü çağımızı modernleştirmek için
çünkü kültürümüzü geliştirmek için

Sayfa 6=4.etkinlik)gönderici=babam,ileti=bilgisayarıkapa ttın mı,kanal=sözlü,alıcı=çocuk,dönüt=evet,bağlam=ev ortamı

sayfa 6,5.etkinlik=gönderici:trafik ışığı
ileti:dur
alıcı:arabalar
dönüt:arabalar durur
bağlam:yol ortamı

sayfa 7,9.etkinlik
oduncu=ağaçlar
çiftçi=hasat zamanı
öğretmen=okulların açılması

10.etkinlik=dil göstergesi:konuşmak
doğal gösterge:bitkiler,havalar,sıcaklık
sayfa 8
11.etkinlik=konuşarak karşı tarafa söylemek istediğimizi rahat anlatırız
bakarken yüz mimiklerimiz ve ifadelerimizlede iletişim sağlayabiliriz

sayfa 9
15.etkinlik
kulgak:kulak
kangı:?**
edgü:etki
kadgu:kaygı

**ÇME VE DEĞERLENDİRME
1.gönderici:baba ileti:kavga etmemesi dönüt:artık kavga etmeyin
alıcı ğul

sayfa 10
soru 3:1 yanlış,2doğru

4:a
5:b
6:c
7:b
8:a

sayfa 15:ölçme ve değerlendirme
1.soru
d
d
2.soru
e

20.sayfa
Anlama Yorumlama
4.etkınlık
ağız,şive,insan,gelenek görenek,konuşma,lehçe denir

sayfa 19: 2.yukarıdakiverilen metinlerde konuşma dilinde yazı diline……..
KONUŞMA DİLİ YAZI DİLİ
ööretmen öğretmen
duyduuma duyduğuma
ayrılcakmışsınız ayrılacakmışsınız
iişallah inşallah
dooru doğru
diildir değildir
eyer eğer
hakkaten hakikaten
diyer diğer
öörencileriniz öğrencileriniz
üzülücez üzüleceğiz
herkez herkes
geş geç
te de
deyerinizi değerini v.b….

**ÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 21:
1-) *Dil, *Yazı dili
2-)D,Y
3-)D
4-)E
5-)B
6-)D

————–
ÜNİTE SONU **ÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI SAYFA 23:

1-)A
2-)D
3-)A
4-)E
5-)A
6-)D
7-)C
8-)C

SAYFA 27:

1. KÖKEN: soy, asıl.
3.kütüphanede kitaplar daha toplu, düzenli,herhangi bir kitap arandığında bulma kolaylığıolabileceği için sınıflandırılır.
4.dillerin hepsi ortak bir soya sahiptirve bu diller zaman içerisinde soylarından kopup kendi soylarını oluşturmaya başlar, akrabalıklar oluşur.
5.ortak dil ailesine mensup dillerin aynı yapıda olması gerekmez.çünkü diller sürekli yenilerme değişme içerisindedir, dil ailesinden kopabilir.
6.türk dili geni bir tarihe sahiptirve yenileşme içerisindeçeşitli kollara ayrılmıştırböylece daha geniş coğrafyalara ayrılmıştır.

1. ETKİNLİK SAYFA 29:

Tek Heceli Diller: Çince, Tibetçe ve Afrika dilleri.
Eklemeli diller: Türkçe, Moğolca ve Macarca.
Çekimli Diller: Arapça,İngilizce ve Fransızca.
————–
**ÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 30:

1-)
…….Akraba diller ya da diller ailesi denir.
…….Hint-Avrupa

2-) *D
*Y ==> Çünkü çekimli dildir.
*Y ==> çünkü moğolcadır.
*Y ==> Çünkü Bantu dil ailesindendir.

3-)E
4-)C
5-)B
6-)E
7-)A

SAYFA 58:
5.ETKİNLİK:
yanlış yazılmış kelimeler-kelimelerin doğru yazımı-yazılış sebebi
- tv’de: TV de: tv büyük yazılır.
- baştanbaşa: baştan başa: ikilemeler ayrık yazılır.
- evde ki hesap: evdeki hesap: ek olan -ki bitişik yazılır.
- deniz altı(araç): denizaltı: birleşik yazılır.
- yaptıki: yaptı ki: bağlaç olan -ki ayrı yazılır.
- geldi: Geldi: cümledir. cümleler büyük harfle başlar.
- Ahmet bey: Ahmet Bey: özel isimlerden sonra gelen ünvanlar büyük harfle başlar.
- hiçmihiç: hiç mi hiç: -mi ayrı yazılır.
- gelmiyen: gelmeyen
- bir takım(insanlar): birtakım

**ÇME VE DEĞERLENDİRME:
1- 1. boşluk: birleşik
2. boşluk: birleşik
2-D, Y, Y
3-D
4-E
5-D
6-B
7-E
8-kelimelerin doğru yazılmış halleri: burnuna, Kazakça, terk etmek, redetmek, anlayacak, büyükçek, Karabük’e 23′te
9- bağlaç olan -ki, ek olan -ki, ilgi eki olan -ki

SAYFA 62:
**ÇME VE DEĞERLENDİRME:
1- 1.boşluk: üç nokta
2.boşluk: iki nokta
3.boşluk: -
4.boşluk: tırnak işareti
5.boşluk: parantez
2-D, D, Y, D
3-D
4-E
5-A
6-A
7-D
8-D
9-B
69 hazırlık
1 )kökler ağaçlar için önemli organlardır çünkü ağaçların hayat kaynağı can damarı kökleridir ağacın kökü kurursa ağaçta kurur
2)değiştirilirr örneğinn armut ağacınaa elma aşısı yapılırr genleriyle oynanılır elma meyve verir
3) kelimeler kök halinde bulunur veya köklere bazı eklerin eklenmesiyle oluşur
4)oluşurr
5)dildeki gelişme ve değişme dilin canlı bir varlık olmasının kanıtıdır

inceleme
1) heves isim kök
bil fiil
göz isim
***** isim ver fiil
2)ser kök
gi yapım eki
le çekim eki
5)çiçek basit
ayırtılmış türemiş
doksan basit

etkinlik 2
isimden isim yapan kitap-çı arka-daş
fiilden isim yapan kaç-ak uy-um
fiilden fiil yapan anla-t
isimden fiiil yapan baş-la
3 etkinlik
sırayla yasıorum
doğru
göz
git
yarat
inan
ağla
yaş
dar
garip
tembel
süz
dinle

sözcüğün türetilen yeniş sözcükler arasında bir ilişki vardır çünkü kökün üstüne ekler eklenerek yapılır

etkinlik 4)
dil birimleri ekleri sözcüklere yeni anlam katar sözcük üretir

sayfa 71
6.etkinlik
basit kelimeler su,çabuk,adam,bardaklarıı,erkekler,kadıni ihtiyarı,kadına…türemiş kelimeler:boyacısı,satan,boyalı,şekerci,iziznli,sa ygılı,parl atıp,ıslanıca,boyama,işlem,tutku,
birleşik kelimeler:ayakkabı ,cumartesi

sayfa71
7. etkinlik
yapım eki almış kelimeler:ıslanınca,boyama,tutku,işlem,boyacı,izin li,şekerci,yenmiş,
çekim eki almış kelimeler:bardaklarını,erkekler,ihtiyarı,kadına,ış ıdı,askerler,ediyorlardı,kişileri
yapım-çekim eki almış kelime:durmadan,üstünde,işlemlerine

sayfa 76:
1-Y,D,D
2-C
sayfa 77:
3-B
4-B
5-kitab-ı ver:belirtme hali
kiatb-ı kaybolmuş:iyelik eki
gez-i güzeldi:fiilden isim yapan ek
okul-a gitti:yönelme hali
saat üçe beş kal-a geldi:zarf fiil eki
eli kan-a-dı:isimden fiil yapan ek
8-kiloca o….:bakımından anlamı
yürekler acısı…….:abartma anlamı
böyle çocukça……:benzerlik anlamı
dayımlar yaza…..:yok
sınıftaki Ali’ler……:aynı adı taşıyanlar
gelen misafirleri kapıda……:bulunma hali
gelen misafirleri ayakta……..:bulunma hali
bireden ayağa…….:ayrılma hali
senden iyi arkadaş…….:ayrılma hali
bence bu kazak……..:göre anlamı
küçükken sıkıntıdan…….:ayrılma hali
her taraf kağıttan…….:ayrılma hali
bir saat önce seni okulda………:bulunma hali
işe gitmek……….:yönelme hali

80 ölçme değerlendirme

1 somut
2 doğru
yanlış
3 c
4 d

4.etkinlk *** 83
kuşun kanadını tedavi ettirdi = gerçek anlam
Uçağın kanadında arıza çıktı = yan anlam
Kırıldı kanadım kaldım çaresiz = mecaz anlam
Takımın sağ kanadı bu maçta iyiydi = terim anlam
*** 84
3.Macera başlamak üzereymiş o gün,
Sürücelmiş bu ateş yıllarca … istiare yapılmıştır benzetilen ateş
4.Bir ruh o derin bahçede …ruh kelimesi insan sözcüğü yerine kullanılmıştır mecazı mürsel yapılmıştır
5.Ey benim sarı tamburam,
sen ne için inlersin?
içim oyuk…. hem mecaz hem gerçek anlamını düşündüren sözcükler vardır tamburanın içi gerçekten oyuktur ayrıca kişi mecaz olarak içim oyuk derken derdini ifade etmek istemiştir kinaye sanatı yapılmıştır
6.hediye namıyla bir şey gönderme…. Huzuri
şair burada cimri ve bencil birisini eleştirmektedir “komşun evi yanar iken söndürme” derken tam tersini imalı bir şekilde ifade etmek istiyor yani tariz sanatı yapılmıştır
SAYFA 85:
kara gönlümde…..:mecaz:kötü yerine kara adlandırılmış.
ani bir üzüntü……:benzetme:dertlerini, sıkıntılarını alev gömleğine benzetmiş.
kır ata……:deyim aktarması:insana özgü birşey doğaya aktarılmış.
ayağını yorganına….:kinaye:hem gerçek anlamı hem mecaz anlamı vardır.
hafız osman……..:benzetme:hafız osmanı ışıka benzetiyor.
mor menekşe…….:deyim aktarması:insana özgü birşey doğaya aktarılmış.
her nereye…..:tariz:gerçekten böyle birşey olmaz tam tersini kastedmek istiyor.
böyle çalışırsan….:tariz:tam tersini söylemek istiyor.
gönlüm gibi…..:teşhis:mektubu kişileştirmiştir.
evden izin…..:ad aktarması:iç-dış ilişkisi. evden değil içindekiler kastedilmiş.
şişler hazır……..:ad aktarması:iç-dış ilişkisi.mangal değil içindeki kastedilmiş.

 

SAYFA 86:
1-boşluklar
*mecazı mürsel
*kişileştirme
*temel anlam
*açık istiare
2-D,Y,D
SAYFA 87:
3-E
4-A
5-D
6-A
7-C
SAYFA 88:
8-D
9-D
10-C

SAYFA 93:
**ÇME VE DEĞERLENDİRME:
1-Y, D
2-eş anlamlı, zıt anlamlı, eş sesli bu sıraya göre yazıyorum
-mektep:yok-yok
-endişe:yok-yok
-ak:siyah-yok
-yok-tembel-yok
-yok-kısa-yok
-surat-yok-sayı,yüzmek,para
-yok-kaybet-kazan,kazanmak
-kırmızı-ver-yok
3-kelimeler ve eş anlamları
yaşlı: ihtiyar
gelecek: istikbal
hayat: yaşam
tekrarla: yinele
yenilgi: mağlubiyet
duy: işit
öykü: hikaye
eser: yapıt
sene: yıl
akran: yaşıt
şen: neşeli
olasılık: ihtimal

sayfa 111-112
ÜNİTE SONU **ÇME VE DEĞERLENDİME
1-B
2-A
3-E
4-C
5-C
6-C
7-E
8-D
9-E
10-A

sayfa 109:
ölçme ve değerlendirme:
1-C
2-D
3-D
4-A
5-A
6-B
7-B
8-D
10-B
SAYFA 101
7.ETKİNLİK:
BELİRTİLİ İSİM TAMLAMALARI:
-benim saçlarım
-havvanın saçları
-halının içi
BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI:
-misafir odamızdaki
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI:
-okul kitabımdaki maymunun burnu

111.sayfa
1a
2a
3d
4d
5e

SAYFA 123
1)
…..BASİT CÜMLE….
…..BAĞLI CÜMLE…
2)
D
D
3 A 4 A 5 B
6)HALİNİ BELİRTMEK,ANLAMI PEKİŞTİRMEK İÇİN YAN CÜMLE GEREKLİDİR.
7)İSİM CÜMLESİDİR
YAPISI SIRALI CÜMLE
8)
BİRLEŞİK CÜMLE:Ğ I C Ç
SIRALI CÜMLE:E H A
BAĞLI CÜMLE:F G
BASİT CÜMLE D B
sayfa 145
1
…tanım…
….öznel…
….benzetme….
…..ihtimal….
….tasarı…..
…..öneri….
….önyargı….
2
sırayla yazıyorum
tanımlama
üslup
karşılaştırma
benzetme
nesnellik
öznel,eleştiri
nesnellik
varsayım
öneri
tasarı
ihtimal
önyargı
neden-sonuç
amaç-sonuç
şart
3
d
d
y
y
d
sayfa 115;
hazırlık soruları değil ama Hayat Böyledir işte metninin altındaki soruların cevabı;
1.soru
noktayla ayrılması ve cümleyi oluşturan öğelerin bulunması…
2.soru
yüklem cümlede yargı bildirir…bu nedenle önemlidir…
3.soru
isim-fiil cümlesidir…(oradn herhangi bir cümle seç…)
4.soru
yargı üzerinde taşır.bir yüklem bir cümledir!
5.soru
kelime grupları birbirinden ayrılamaz…onlar kalıplaşmışlardır,bir bütünlerdir….!
117 2.etkinlik;
Bunlar bu atı ,düğün koşusunda koşmak için hazırlıyorlar.(bunlar:özne,düğün koşusunda koşmak için:zarf tümleci,hazırlıyorlar:yiklem)
Biletlerini alıp üçüncü mevkiye yrleşince rahat ettiler.(gizli özne “onlar”,üçüncü mevkiye yerleşince:zarf tümleci,rahat ettiler:yüklem)
sayfa 124
tablo
birleşik cümle
ğ,ı,c,ç
sıralı cümle
e,h,a
basit cümle
d,b
bağlı cümle
f,g
118 ölçme değerlendirme
1).
..geçişli fiil…
..zarf tümleci…
2)
D
D
y
D
D
Y
3d
4A
5a
6C
125-127. sayfalar
hazırlık 1.soru: lokomotifitir. cünkü;trenin her bölmü ona bağlıdır.
2.soru:kelime grupları
3.soru:ilietişimin olması için iki kişi olması lazım.bir gönderici iki alıcı ve diğer unsurlar kanal bağlam gibi…
4.soru : ortam, mekan cok önemlidir. söylenmek istenen söz söyleneceği yerinde anlamlıdır bu karsısındaki kişinin anlaması için önemlidir.
sayfa 127 1. etkinlik:cümlede götürüverdi kelimesi olmasaydı herhengi bir yargıya ulaşamazdık. cünkü; yargıyı bildiren bir sey olmazsa birsey anlamayız.
ANLAMA YORUMLAMA
1:toplarım kelimesi yanlıştır. cünkü; özne cogulken yüklem cogul, tekilken yüklem tekil olmak zorundadır.
2.etkinlik: birinci cümle taksiyle
ikinci cümle okula
üçüncü cümle kış mevsiminde
dördüncü cümle ben’dir.

d
d
4 a 5 d 6 b 7 e 8 d 9 b
SAYFA 151
7.ETKİNLİK:
anlatımı bozuk cümleler, anlatım bozukluğunu nedeni, cümlenim doğru biçimi sırasıyla yazıyorum
-hepsi ve daha fazlası az sonra: gereksiz sözcük kullanımı: hepsi ve fazlası az sonra
-fabrika ticari ve polis otosu üretimine eçen yıl ara verdi: tamlama yanlışlığı: fabrika ticari oto ve polis otosu üretimine geçen yıl ara verdi
-hangisinin başarılı hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz: yardımcı fiil eksikliği: hangisinin başarılı olduğunu hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz
-senin yüzünden sınıfı geçebildim: kelimelerin yanlış anlamda kullanılması: senin sayende sınıfı geçebildim
-aldığı kumaşın rengini beğenmediği için geri vermeyi düşünüyor: belirtili nesne eksikliği: aldığı kumaşın rengini beğenmediği için kumaşı geri vermeyi düşünüyor
-düşünceler zamanla değişirler: özne-yüklem uyumsuzluğu: düşünceler zamanla değişir
-kimse seni suçlamıyor, aksine senin haklı olduğunu düşünüyor: özne eksikliği: kimse seni suçlemıyor, aksine herkes senin haklı olduğunu düşünüyor
-bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı? : zarf tümleci eksikliği: bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, güçlüklerle nasıl başa çıktı?
-duvarları kirletmek, yazı yazmak kesinlikle yasaktır: dolaylı tümleç eksikliği:
duvarları kirletmek, duvarlara yazı yazmak kesinlikle yasaktır
-görüşlerime katılmadığınızı, karşı çıkıp eleştirdiğinizi bilmiyor değilim: gereksiz sözcük kullanımı
-birçok kişiler böyle düşünüyor: özne-yüklem uyumsuzluğu: birçok kişi böyle düşünüyor
-güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir: aynı anlamda kelimelerin kullanılması: güç zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir
SAYFA 152:
anlatımı bozuk cümleler, anlatım bozukluğunun nedeni, cümlelerin doğru biçimi sırasıyla yazıyorum
-yemeğine biraz tuz, biber ve limon sıktı: yüklem eksikliği: yemeğine bira tuz, biber ekti ve limon sıktı
-bu tür duygular gözlerimi yaşartırlar: özne-yüklem uyumsuzluğu: bu tür duygular gözlerimi yaşartır
-hiçbir işlerde başarılı olamadı: özne-yüklem uyumsuzluğu: hiçbir işte başarılı olamadı
-hiç kimse bir yere kıpırdamasın, yere yatsın: özne eksikliği: hiç kimse bir yere kıpırdamasın herkes yere yatsın
-küçük kızın saçları bir hayli büyümüş: yanlış anlamda kullanılan sözcük: küçük kızın saçları bir hayli uzamış
-kuşkusuz o da senden çok korkuyor olmalı: kelime fazlalığı: kuşkusuz o da senden çok korkuyor
-iki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı: kelime fazlalığı: iki kardeşten küçüğü arkadaşımdı
-bu konuyu yeniden bir hafta içinde tekrar görüşürüz: eş anlamlı kelimelerden kaynaklanan anlatım bozukluğu: bu konuyu yeniden bir hafta içinde görüşürüz
-bu kouda gençleri azımsamak doğru değil: yanlış kelime kullanımı: bu konuda gençleri küçümsemek doğru değil
-kuyrukta bekleyen hastalar içinde ilk muayene odasına ben alındım: kelimelerin yanlış kullanımı: kuyrukta bekleyen hastalar içinde muayene odasına ilk ben alındım
-nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış: eksik kelime: nüfus sayımı bu yıl yapıldı, nüfus bir hayli artmış
-sz çalmasını babamdan öğrendim: tamlama yanlışlığı: saz çalmayı babamdan öğrendim
SAYFA 153
**ÇME DEĞERLENDİRME:
1-D, D, D, Y, Y, D
2-E
3-E
4-D
SAYFA 154:
5-E
6-E
7-
-bahar gelince dağlar yeşil giysilerini giydiler(giydi)
-yıldızlar bana bakıyor(bakıyorlar)
8-
-kızını çok sever, armağanlar alırdı(ona)
-kimseyi küçük görmemeli, insanca davranmalıyız(herkese)
9-
-onu severim her konuda iyi anlaşırız
-bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı
10-birçok kişiler onu övüyordu
11-bana bir zararı olmuyor aksine hep koruyordu
SAYFA 155
ÜNİTE SONU **ÇME VE DEĞERLENDİRME:
1-B
2-E
3-D
4-D
5-E
6-A
SAYFA 156:
7-A
8-D
9-B
10-C
11-C
**ÇME VE DEĞERLENDİRME(145-146-147) :
1.)……tanım…..
……….öznel…..
…..benzetme….
……ihtimal…
…….tasarı…….
…öneri……
…ön yargı……..
2.) ……tanımlama….
…..üslup…..
……karşılaştırma…
….benzetme…..
……nesnel…
….eleştri…..
…varsayım…..
………öneri….
……tasarı…..
…..ihtimal….
…..ön yargı…..
…neden-sonuç….
….amaç-sonuç….
…..şart…..
3.)
y
d
y
y
d
d
d
4-A, 5-D, 6-B, 7-E, 8-D,9-B
sayfa 136 ölçme ve değerlendirme
1- yalnış, doğru
2- D
3- C
4- B
5- E
6- E
132:
1- d,y
2-A
3-A
4-D
5-mişli ve dili
136:
1- y,d
2-D
3-C
4-B
5-E
6-E
S.161
1-C
2-C
3-C
4-C
5-B
6-D
7-C
8-A
S.171
boşluk:boyut
1d
2y
3d
4d
5y
6d
3.soru
etkiler okumada kolaylık bakımından sağlar
S.172-173
1)güven duygusu olmadığını ortaya koyar
2)ana düşünce gerçek dostluk.ana düşünceyle bütünlük sağlıyo
3)mesaj gerçek dostlukla ilgili mesaj verilirken bunlara gerek yok
4)dil öğeleri birleşerek kelime kelime grupları cümlelerle ifade edilir.
5)gerçek dostların birbirine güven duyması .gerçek dostları olmayanların birbirine güven duymaması
6)kısa ve acık olması net daha etkiler okuyucuyu
7) parcanın ulaşmasını sağlar önemlidir.
8)yardımcı düşünce düşünceyi çeşitli yönlerden destekliyor tamamlıyor.
etkinllik2:
a)bazılarında ilk son cümlelerde bazılarında ise ortalarında bulunur
b)anadüşünmceler
A.insanlar kendinden önceki yapıtlarada bakar
C:süs yapayım derken şiirde anlatılanı yok etmesi
c)anlatılanlardanyola çıkarak
d)ya parağrafın başında sonundaki cmlelerde verilir
S.174
paragrafta yer alan yardımcı düşünceler:
1)duyguların hatıraların ve sevgileri çiçeklerle ifade etmek güzeldir.
2)çiçekler temiz duyguları ifadeb eder.
3)çiçeklere dünyamızın güzellikleriyle bakmalıyız.
paragrafın ana düşüncesi:
1)çiçeklerin dilinden konuşmak,renkli ve güzel konuşmaktır.
ana düşünce ile yardımcı düşünceler arasındaki ilişki bağlam eşitliğinde:
paragrafın her düşüncesi çiçek kelimesiyle biririne sağlanmış
çünkü konu çiçektir.anadüşünce paragrafın ilk cümlesidir.
yazar sonraki yardımcı düşüncelerle bu ilk cümledeki duyguları görüşü desteklemiştir.
SAYFA 175 **ÇME VE DEGERLENDİRME:
1.b
2.e
3.a
4.c
5.a
6.c
7.d
8.c
9.c
10.d
11.d

179.nun 3.sorusu;aksam,polisler,kaçanlar ve ara sokaklar.4.fııl cumlelerının 6.olay paragrafı oldugu ıcın zaman sırasına gore kısı mekan ilişkisine gore sekıllenmıstır.
180.sayfadakı ılk soru;nasıl sorusuyla sorulur.2.tasfır paragrafı 3.gorme 5.bu bır tasfır paragrafıdır.yer ve gorunus sıfatlarla belırtılmıstır.sankı kelımelerle resım cızılmıstır.181.sayfadakı ılk soru;ınsanların haklarını aramak ıcın genellıkle mucadeleler sectıgı ancak konusulup anlasarak bır yol bulunabılınecegı anlatılıyor 2.dusunceyı cesıtlı yonlerden acıklamak tanımlamak ıcın bellı bır duzen ıcınde verılmıstır 3.oznellıktır cunku yazar kendı dusuncelerını verıyor 4.bır durumun nedenlerın ınandırıcı bır nıtelıkte anlatıp ortaya koymak amacıyle yazılmıstır.
182.sayfadakı ılk soru kısının bulundugu ruh halıcozumlenmeye calısmıs yasadıgı bır olay karsısındakı halı verılmeye calısılmıstır 2.ısyan pıskolojısı var 3.nesnel olanları anlattıgı ıcın 4.tahlıl oldugu ıcın konu olan kısının davranıslarından gorunusden konusmasından soz eden cumlelere yer verılmıstır.kahramanın ruh halı cozumlenmeye calısılmıstır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

9.SINIF ÜNİTE IV PARAGRAF BİLGİSİ DERS NOTLARI

16/10/2009 -Kategori: DIL VE ANLATIM_9_sinif_

1. ANLATIM BİRİMİ OLARAK PARAGRAF

Bir düşünceyi ana düşünce etrafında destekleyen cümle veya cümleler topluluğuna paragraf denir. Paragrafı oluşturan cümleler birbirleriyle bağlantılıdır; bu bağlantı paragrafta anlam bütünlüğünü oluşturur. Paragraf tek bir cümleden oluşabileceği gibi birden fazla cümlelerden de oluşabilir. Bir düşünce bir cümleyle anlatılabileceği gibi, birden fazla cümlelerle de anlatılabilir. Ancak gereksiz cümlelerle doldurulan paragraf okuyucuyu sıkar, yazının etki gücünü azaltır. Paragraf bir yazıda düşünce birimidir. Sözcükte sesler, cümlede sözcükler, paragrafta cümleler ve metinde de paragraflar dil birliği birimidir. Metinde sözcükler belli kurallara göre birleşerek cümleleri cümleler de paragrafları oluşturur.

2. PARAGRAFTA YAPI

Bir düşünceyi ana düşünce etrafında destekleyen cümle veya cümleler topluluğuna paragraf denir. Paragrafı oluşturan cümleler birbirleriyle bağlantılıdır; bu bağlantı paragrafta anlam bütünlüğünü oluşturur. Paragraf tek bir cümleden oluşabileceği gibi birden fazla cümlelerden de oluşabilir. Bir düşünce bir cümleyle anlatılabileceği gibi, birden fazla cümlelerle de anlatılabilir. Ancak gereksiz cümlelerle doldurulan paragraf okuyucuyu sıkar, yazının etki gücünü azaltır. Paragraf bir yazıda düşünce birimidir. Sözcükte sesler, cümlede sözcükler, paragrafta cümleler ve metinde de paragraflar dil birliği birimidir. Metinde sözcükler belli kurallara göre birleşerek cümleleri cümleler de paragrafları oluşturur.

Yukarıdaki ilk metinde ana dile saygıdan söz edilmektedir. Buradaki cümleler dille ilgilidir ve anlamca birbirini tamamlarlar.

Yukarıdaki paragrafın giriş, gelişme ve sonuç cümlelerini gösteriniz. Yapı bakımından bir paragrafta üç bölüm bulunur. Bunlar giriş cümlesi, gelişme bölümü ve sonuç cümlesidir. Bir metinde söylenmesi gerekenler paragrafta söylenir. Gereğinden az ya da fazla söylenenler paragrafın yapısını etkiler. Paragrafta birbiriyle bağlantılı, ilgili cümlelere yer verilir. Paragrafın ilk cümlesi giriş cümlesidir.Giriş cümlesi ilgi çekecek, merak uyandıracak şekilde düzenlenir. İyi düzenlenmiş bir paragrafta bir cümle dahi çıkartılamaz. Çıkartılan cümle anlam kaybına neden olur.

3. PARAGRAFIN BOYUTU

Paragrafın boyutu anlatılan, tanıtılan, bildirilen konunun yer zaman ve kişilerle ilgi derecesine göre belirlenir. Anlatıcının, anlattığı yer ve objeyle ilişkisi paragrafın uzun veya kısa olmasını belirler. İletişim biçimi; iletinin (mesajın) niteliği; alıcının, göndericinin durumu ve ileti kanalının durumu paragrafın boyutunu etkiler. Tek cümleden oluşan paragraflar olduğu gibi birden fazla cümleden oluşan paragraflar da vardır. Yalnız karışık konularla ilgili düşüncelerin bir paragrafta toplanması güçtür. Bu tür metinlerde daha çok paragraflara yer verilebilir. Türk edebiyatı kitabınızdan değişik boyutlarda paragraflar bulunuz. Bu paragraflar kaç cümleden meydana geliyor? Söyleyiniz.

4. PARAGRAFTAANLAM VE ANA DÜŞÜNCE

Bir metinde yazarın okuyucuya vermek istediği temel düşünceye ana düşünce denir. Başka bir söyleyişle ana düşünce paragrafta iletilmek istenen iletinin en kısa ve açık ifadesidir. Paragrafta ana düşünceyi destekleyen onu açıklayan diğer düşüncelere de yardımcı düşünce denir. Paragraftaki yardımcı düşünceler ana düşünce etrafında, onu değişik yönlerden destekleyen, tamamlayan, açıklayan ve onun doğruluğunu, yanlışlığını kanıtlayan cümle ve ifade kalıplarıdır. Paragraftaki ana düşünce diğer paragraflardaki ana düşüncelerle bağlanır. Bu bağlantılarla metnin bütünlüğü sağlanır.Paragrafta metnin tamamı dikkate alınarak ne, kim, nerede ne zaman, nasıl, ne kadar gibi soruların cevabı olacak şekilde iletiyi belirten düşüncelere yer verilir.

5. PARAGRAF ÇEŞİTLERİ

Paragraflar ifade edilecek konuya göre öyküleme, çözümleme, tanıtma, tanımlama, anlatma, betimleme, açıklama, tartışma, söyleşme vb. anlatım türlerinden biriyle oluşturulur. Paragraflar konu ve anlatımlarına göre çözümleme paragrafı, olay paragrafı, fikir paragrafı, fantastik paragraf vb. olarak adlandırılır. Belli başlı paragraf çeşitleri şunlardır:

a. Olay Paragrafı: Anlatılması, açıklanması istenen bir olay ele alınır. Paragrafın yapısı olayın oluş sırasına göre, kişi-mekân ilişkisine ya da anlatıcının anlatılan veya nakledilen olayla ilişkisine göre değişir. Olay üzerinde yoğunlaşılır ve olayın en çok dikkat çekici yönleri ve heyecan verici yanları anlatılır. Olayın anlatımında anlatılmayan kısımlar sezdirilecek tarzda cümleler kullanılır.

b. Çözümleme Paragrafı: Bir düşüncenin incelenerek çözümlemesinin yapıldığı paragraflardır. Bu tür paragraflarda paragrafın konusu olan kişinin görünüşünden, konuşmasından davranışlarından söz eden cümlelere yer verilir. Bir düşünceyi çözümleyen paragraflarda düşünceyi oluşturan, destekleyen, geliştiren ögeler üzerinde durulur.

c. Düşünce (Fikir) Paragrafı: Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir düşünceyi kanıtlamak amacıyla yazılan öğretici metinlerde bulunur.

ç. Betimleme (Tasvir) Paragrafı: Bir olayı ya da bir varlığı canlandırmak amacıyla yazılan paragraflardır. Betimleme paragrafında betimlenecek kişi, yer ve görünüşün benzerlerinden ayıran özellikleri üzerinde durulur. Betimleme paragrafında betimlenecek varlığın niteliğine göre paragrafın dili değişir.

d. Açıklama Paragrafı: Herhangi bir konunun, kavramın, nesnenin kullanımını, değerini açıklamak için yazılan paragrafa açıklama paragrafı denir. Açıklama yapılırken basit olandan karmaşık olana doğru gidilir. Yerine göre açıklanacak konunun herkesçe bilinen veya bilinmesi gereken yönü belirtilir. Açık, anlaşılır bir dil kullanılır.

e. Düşsel (Fantasatik) Paragraf: Çağrışıma bağlı tamamen olağan ve olağan dışı hayal gücüne dayanılarak oluşturulan paragraflardır.

f. Mizahi Paragraf: Mizah (gülmece) yazılarında okuyucuyu gülmeye ve alaycı bir bakış açısıyla düşünmeye yönelten paragraflardır.

6. PARAGRAFTA DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Bir metnin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden meydana geldiğini biliyorsunuz.Bir metinde giriş paragrafı, konunun ne olduğunun ortaya konulduğu bölümdür. Burada ele alınan konu, tartışılacak sorun ortaya konur.Bir bakıma bu bölüm tanıtma paragrafıdır.Giriş paragrafında ortaya atılan görüşler metnin diğer paragraflarında (gelişme bölümünde) örneklerle, karşılaştırmalarla ve açıklamalarla anlaşılır hâle getirilir. Giriş paragrafındaki görüşler kanıtlanır. Sonuç paragrafında da anlatılanlardan bir sonuca varılır. Metnin gelişme bölümü bir paragraf olabileceği gibi ele alınan konunun boyutuna göre birden fazla paragraftan da oluşabilir. Metinde geliştirme paragraflarda ileri sürülen düşüncelerin birbirine bağlanmasıyla sağlanır. Paragraflar arası düşünceler âdeta bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanır ve metinde mantıksal bir bütünlük kurulur.Metnin geliştirilmesinde örnekleme, verilerden yararlanma, konuyla ilgili kanıtlar gösterme gibi çeşitli yöntemlere başvurulur. Bu yöntemlerin hepsi bir arada kullanılmaz. Anlatılacak konunun özelliğine uygun olan bir yöntem seçilir.

7. METİN VE PARAGRAF

Bir metin duygu düşünce ve isteklerin iletilmesinde kullanılan bir iletişim aracıdır. Paragraflar ise bu iletişim aracının bir alt birimidir. Paragraflarda ele alınan düşünce ve görüşler metni oluşturur. Metinlerde okuyucuyu bilgilendirmeye, onu coşturmaya ya da hüzünlendirmeye yarayan hususlar yer alabilir.

ÖZET

Bir düşünceyi ana düşünce etrafında destekleyen cümle veya cümleler topluluğuna paragraf denir. Bir paragraf cümlelerden, cümleler sözcüklerden ve sözcükler de seslerden oluşur. Bu bakımdan paragraf kendi içerisinde bir anlam bütünlüğü bulunan bir düşünce birimidir.Bir metinde söylenmesi gerekenler paragrafta söylenir. Paragrafta giriş cümlesi, gelişme bölümü ve sonuç cümlesi bulunur. Paragrafın boyutu ele alınan konuya göre değişir. Tek cümleden oluşan paragraflar olduğu gibi birkaç cümleden oluşan daha uzun boyutlu paragraflar da vardır. Paragraftaki verilmek istenen iletinin en kısa ve yalın ifadesine ana düşünce denir. Paragraflarda ele alınacak konuya göre öyküleme, çözümleme, tanıtma, betimleme vb. anlatım türlerinden biriyle oluşturulur. Paragraflar konu ve anlatımlarına göre olay, betimleme, çözümleme, düşünce, açıklama vb. türlere ayrılır.Paragrafta ele alınan görüşler örnekleme,açıklama, karşılaştırma yollarıyla geliştirilir.Paragraftaki düşünceler bir ana düşünce etrafında bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanır.Bir metinde okuyucuyu bilgilendiren, ona mutluluk veren coşturan hüzün veren paragraf yer alabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

9.SINIF ÜNİTE V.CÜMLE (TÜMCE) BİLGİSİ DERS NOTLARI

16/10/2009 -Kategori: DIL VE ANLATIM_9_sinif_

A. CÜMLENİN ÖGELERİ

. Sözcüklerin her birinin bir anlamı olmasına rağmen bir yargı ifade etmezler. Bir duygu, düşünce ve istekler yargı ifade eden cümlelerle dile getirilir.

“Traktör hiç durmadan köyden çktı.Biz de ardısıra yürüyorduk.Toprağı nasıl süreceğini merak ediyorduk.” cümlelerinde bir yargı bulunmaktadır.Bir dil çeşitli birimlerden oluşur. Bunların başında ses, hece, sözcük, tamlama ve sözcük grupları gelir. Bu sözcüklerin her birinin kendi başına bir anlamı ya da görevi vardır. Ancak bunlar dilde iletişim kurmada yeterli olamazlar.İletişim aracı olması için dil birliklerinin bildirme, belirtme, yaptırma görevlerinin olması gerekir.

Yukarıda belirtilen birimlerden ses, hece, sözcük, tamlama ve sözcük grupları dilin bildirme, belirtme ve yaptırma görevlerini gerçekleştirmeye yetmez. Yani bir iletişim aracı olarak kullanılmaz. Ancak bu birimler bir düzende belli kurallar içerisinde sıralanır ve bir yargı belirtirse bir anlam taşır.Bu özelliğiyle cümle bir yargı bildiren anlamlı en küçük birimdir. Sözcüklerin elbette tek başlarına bir anlamları vardır. Bir duygu, düşünce veya bir kavramı karşılarlar.Ancak bir duygu, düşünce ve isteği karşımızdakine anlatma, iletme gücünde değildir. Bu bakımdan dil birimlerinin bir düzende sıralanması ve bir veya birkaç yargıyı içermesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında cümle şöyle tanımlabilir:

Bir veya birden fazla yargıyı içeren düşünce, istek belirten dil birimine cümle denir.

Bir cümlede anlam, anlatım ve yargı birliği vardır. Cümlede anlam birliği duygu düşünce ve isteğin tam olarak bildirme gücünden; anlatım birliği, anlatımın tek kalıbı oluşundan; yargı birliği yargı bildiren bir dilbirliği oluşundan kaynaklanır. Cümlede sözcük sayısı sınırlı değildir. Bu sayı konuşan ya da yazan kişinin isteğine göre değişir. Ancak tek sözcükten oluşan cümler de vardır.

“Ahmet İstanbul’dan geldi mi? “ sorususuna cevap olarak verilen “Geldi.” Tek sözcüklü bir cümledir.

Cümlenin ögeleri

Türkçe cümlelerde dört öge bulunur:

1. Yüklem

2. Özne

3. Nesne (Düz Tümleç)

4. Tümleç

Bu ögelerden cümlede mutlaka bulunması gereken yüklem ile öznedir. Bunlara cümlenin temel ögeleri denir. Nesne ve tümleçler cümlenin anlamını tamamlayan (tümleyen) yardımcı ögelerdir. Cümlede yukarıda belirtilen ögeler gelişigüzel sıralanmaz. Ögelerin kullanım amacına aykırı olarak sıralanması cümlenin anlatım gücünü zayıflatır ya da ters anlamlara yol açabilir.Cümlede bu ögeler belirli ilkelere göre sıralanır.

Bunlar:

a. Türkçenin cümle yapısında temel ögeler sonda bulunur; yardımcı ögeler daha önce gelir. Yüklemin sonda bulunuşu düz cümle için geçerli bir kuraldır. Devrik cümlelerde yüklem, başta, ortada bulunabilir.

b. Türkçe cümlelerde anlamı özellikle belirtilmek istenen ögeler yüklemin yanında bulunur. Bu öge cümle vurgusu ile belirtilir.

“Ahmet İstanbul’dan dün geldi.” Cümlesinde zaman anlamı; “Ahmet dün İstanbul’dan geldi. “ cümlesinde ise yer anlamı öne çıkartılmıştır.

1. Yüklem

Yüklem cümlede eylem oluş, durum istek, bir hareket bildiren dil bilgisi birliğinin görev adıdır. Cümlenin temel ögesidir; tek başına bile olsa cümle oluşturabilir. Özenin yaptığı işi, öznenin durumunu oluşununu belirler, yargıyı üzerinde taşır. Yüklem olmadan cümle kurulamaz.

Etrafına bakına bakına gitti. Gelen gidine rahmet okutur. cümlelerinde gitti, okutur fiilleri birer yüklemdir. Cümlede, heceler, ekler, isimler,isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, zamirler edatlar ve söz grupları yüklem olarak kullanılır.

2. ÖZNE

cümlelerde eylemi yapan bir varlık bulunmaktadır. Bunlar öznedir. Cümlede yüklemin bildirdiği, oluş ve hareketin yapıcısı ya da durumun göstericisi olan cümle ögesine özne denir. Özne cümlede sözcüklerin görev adıdır. Yüklem gibi özne de cümlenin temel ögesidir. Tek sözcükten oluşan cümlelerde dahi özne vardır. Fiillere eklenen kişi ekleri öznenin kim ya da ne olduğunu bildirir.

“Okudum.” cümlesinde, (oku-du-m) - du zaman ekinden sonra gelen -m eki (ben) Okudu-n (sen), okudu (o), okudu-k (biz) okudu-nuz (siz), okudu-lar (onlar) ekleri özneyi gösterir.

Özneler isim soylu sözcüklerdir.

Özneler çeşitli türlere ayrılır.

a. Gerçek Özne: Eylemle biten cümlelerde, etken çatılı fiil (eylem) cümlelerinde gerçek özne bulunur.

“Ahmet Efendi bahçeyi yapraklardan temizledi.” cümlesinde Ahmet Efendi gerçek öznedir.Temizleme işi Ahmet Efendi tarafından yapılmıştır.

“Bu işten sen zararlı çıkacaksın.” cümlesinde gerçek özne “sen” dir.

b. Gizli özne: Cümlede adı açıkça belli olmayan, yüklemden hareket ederek çıkartabildiğimiz özneye gizli özne denir.

“Bahçeyi yapraklardan temizledi.” cümlesinde bahçeyi yapraklardan temizleyen açıkça belli değildir. Kim temizledi sorusuna (O) temizledi cevabını alırız cümlenin özneleri o’dur.

c. Sözde özne: Edilgen çatılı fiil (eylem) cümlesiyle, edilgen çatılı filimsilerle (eylemsilerle) kurulu isim cümlelerinde öznenin yerini tutan nesneye sözde özne denir. Ancak belirtisiz nesneler sözde özne olabilir. Belirtili nesneler sözde özne olamazlar.

“Pencereyi açarken cam kırıldı.” cümlesinde kırılan ne sorusunun cevabı olan “cam” sözde öznedir. Camı kıran kişi, varlık belli değildir. Ancak ortada bir oluş “camın kırılması” vardır. “Parkın ağaçları kesilmiş.” cümlesinde “parkın ağaçları” sözde öznedir. Ortada bir kesilme eylemi vardır, ancak bunu yapan belli değildir. Bu tür cümlelerde nesne konumundaki varlıklar özne görevindedirler.

ç. Örtülü özne: Edilgen çatılı eylemlerle kurulu cümlelerde bir yardımcı sözcük aracılığıyla belirilen özneye örtülü özne denir.

Odalar, gerçi şehirde bulunan tuluat kumpanyası tarafından tutulmuştu. Reşat Nuri Güntekin

Yukarıdaki cümlede “odalar” sözde özne “şehirde bulunan tuluat kumpanyası” örtülü öznedir. Tutulma işini yapan kişi (kişiler)dir.

“Kar yüzünden yollar kapandı.” cümlesinde yollar sözde özne, kar örtülü öznedir.

d. Ortak özne: Sıralı cümlelerde birinde bulunan diğerlerinde bulunmayan ve hepsiyle ilgili olan özneye ortak özne denir.

Asker başını çevirdi, işi anladı ve yere atladı. cümlesinde asker ortak öznedir. Başını çeviren, işi anlayan ve yere atlayan kişi askerdir.

Türkçede isimler, sıfatlar, tamlamalar, zarflar, zamirler vb. cümlede özne olarak kullanılır.

Cümlede özneyi bulmak için yükleme kim ve ne soruları sorulur.

3. NESNE (DÜZ TÜMLEÇ)

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır. cümlesini inceleyiniz.

Yukarıdaki cümlede batırılacak olan varlık iğne ile çuvaldızdır. Bu sözcükler nesnedir.

Nesne yüklemden etkilenen, yüklemin etkisini üzerine alan ya da herhangi bir niteliği gösteren cümle ögesidir. Nesnenin bulunduğu cümlede bir etkilenme vardır; bu etkilenme nesneyle belirtilir.

Yukarıdaki cümlede batırılacak olan varlık iğne ile çuvaldız bu cümlenin nesneleridir.

“Ağaçlardan çınarı çok severim.” cümlesinde sevme eyleminden etkilenen varlık “çınar” cümlenin nesnedir.

Nesneler yapıları bakımından belirtili ve belirtisiz nesne olmak üzere iki türlüdür.

a. Belirtili nesne: Geçişli fiillerle (eylemlerle) kurulan cümlelerde -i durum eki almış olan nesnelere belirtili nesne denir.

Bundan evvelki mektuplarını ehemmiyetle okudum. cümlesinde evvelki mektuplarını isim tamlamalarından -nı/-ni (-ı/-i) durum ekini

almıştır.

“Boğaz köprüsünü hiç görmemişti. Bahçedeki ağaçları budadı.” cümlelerinde “köprüsünü, ağaçları” kelimeleri cümlelerin belirtili nesneleridir.

b. Belirtisiz nesne: Geçişli eylemlerle kurulu cümlelerde yalın durumda bulunan nesneye beliritisiz nesne denir. Belirtisiz nesnelerde -ek bulunmaz. Anlam bakımından belli olmayan bir varlığı ya da niteliği gösterir. “Köye akşamdan haber gönderdik.” cümlesinde gönderilen haber yalın durumdadır ve cümlenin belirtisiz nesnesidir. Burada belirli bir haber ifade edilmemektedir.

“Sonunda beklediğimiz mektup geldi.” cümlesinde mektup yalın durumda olup cümlenin nesnesidir.Cümlede nesneyi bulmak için neyi/ neleri, kimi/kimleri soruları sorulur.

4. TÜMLEÇ

Cümlenin anlamını türlü yönlerden zaman, nicelik nitelik yer, yön, soru yönelme, bulunma, çıkma bakımlarından belirleyen, sınırlayan anlamı daha belirginleştiren ögelere tümleç denir. Tümleç sözcüğünün anlamı da tümleyen demektir. Tümleçler anlam yönünden yüklemle bağlantılıdırlar. Tümleçler cümlenin yardımcı ögeleridir.

Aşağıdaki cümlelerin nesnelerini bulunuz. Türlerini söyleyiniz.

* Kapıyı hızlı hızlı vurdu.

* Gittiği yerde iyiyi doğruyu, güzeli ve geleceği anlatmıştı.

* Radyoda kalın bir ses anlaşılmaz bir şeyler söylüyordu.

b. Zarf Tümleci: Yüklemin anlamını zaman durum nitelik, nicelik, yer, yön ve soru ilgisiyle belirleyen, anlamı sınırlayan tümleçlere zarf tümleci denir. Zarf tümleçleri cümlenin anlamını zaman yönünden tamamlıyorsa zaman zarf tümleci, yer bakımından tamamlıyorsa yer zarf tümleci, nitelik yönünden tamamlıyorsa hâl zarfı tümleci adını alırlar.

“Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece.” Gündüz gece (zaman) zarf tümlecidir.

“Avcı Süleyman yürüye yürüye, dik bir kayalığın dibine vardı.” Cümlesinde yürüye yürüye (hâl): zarf tümlecidir. Dik bir kayalığın dibine dolaylı tümleçtir.

“Kapı hızlı hızlı vuruldu.” cümlesinde hızlı hızlı (hâl) zarf tümlecidir.

Zarf tümleçleri yalın durumda (ek almadan) ya da ismin -e, -de, -den ekleri alarak kullanılabilirler.

Cümlede zarf tümleçlerini bulmak için yükleme nasıl, ne zaman, vb. soruları sorulur.

c. Edat Tümleci: Edatlardan ya da başka dil birliklerinden oluşan cümleye araç, benzerlik, ilgi, eşitlik, nedenlik vb. katan cümle ögesine edat tümleci denir. Tümleç türleri şunlardır:

a. Dolaylı Tümleç: Yüklemi yer, yön, bulunma, çıkma vb. yönlerden tamamlayan cümle ögesine dolaylı tümleç denir. Cümlede dolaylı tümleçler -e, -de, -den, durum eklerini alırlar. Cümleyi anlam yönünden güçlendirirler, belirginleştirirler. Her zaman bulunması zorunlu değildir.

“Naim Efendiler bu yaz Kanlıca’ya taşınmadılar.” cümlesinde Kanlıca’ya (yer belirttiği için) dolaylı tümleçtir.

“Samsun’dan Erzurum’a vardık.” cümlesinde Samsun’dan Erzurum’a dolaylı tümleçtir.

“Bir tatar yolda koşuyordu.” cümlesinde “yolda” dolaylı tümleçtir.

Cümlede dolaylı tümleci bulmak için yükleme nereye, nereden, kime, kimden kimde vb. soruları sorulur.

şu cümlelerdeki dolaylı tümleçleri gösteriniz.

* Bu kitabı İngilizceden çevirmişler.

* Mağaranın içinde Kalafat, kıpkırmızı lekelerle sular içinde hâlâ karides avlıyordu.

Kuş artık korkunç ve garip bir karanlıkta uçuyordu.

Artık hayatla barıştım. 

Ağaçların sık yeşil yaprakları, elektrik ışıkları ile parlıyor.  

Önümden trenler gelir gider

Demir yolu ta Erzurum’a kadar. 

Yukarıdaki cümlelerde hayatla, ışıkları ile Erzurum’a kadar, sözleri edat tümlecidir.

B. CÜMLENİN YAPISI

Bir yargı birimi olarak cümleler yapıları bakamından yalın (basit) birleşik, sıralı ve bağlı cümle olmak üzere dört türe ayrılır.

a. Yalın (Basit) Cümle: Bu cümlelerde tek yüklem ve tek yargı bulunur. Yüklem ya çekimli bir fiil ya da ek fiil ile çekimlenmiş isim soyundan bir sözcüktür. Bir tek duygu, düşünce ve isteği yargıya bağlayan cümlelere yalın cümle denir.

“Okudum.” “Öğrenciyim.” Akşam geldik.” cümlelerinde bir yargı bulunduğu için yalın cümledir. Yalın cümleler bir tek sözcükten oluşabileceği gibi, daha fazla sözcükten de oluşabilir. Önemli olan sözcük sayısı değil cümlenin yargı içermesidir.

“Ahmet nereye gitti?” üç sözcükten oluşan bir soru cümlesidir. Bu soruya karşı verilen “Bilmiyorum.” cevabı tek sözcükten oluşan bir cümledir.

“Biz hâlâ cilalı adam devrinin çelisini dolduruyoruz.” (Falih Rıfkı Atay) cümlesinde bir yargı bulunmaktadır.

Yalın cümleler her zaman yüklemle bitmez. Yüklemi isim ya da isim soyundan olan cümleler de vardır.

“Günümüzde medeniyet ölçüsü kültür, sanat ve teknikte üstünlüktür.”  cümlesindeki “üstünlük” isim soyundan bir yüklemdir.

b. Birleşik Cümle: Birden çok duygu, düşünce ve isteği, yani birden fazla yargı içeren cümlelere birleşik cümle denir. Birleşik cümlelerde temel bir yargı vardır. Bu temel yargının ifade edildiği cümleciğe temel cümle denir. Diğer cümleciklere yan cümlecik denir. Yan cümlecikler anlam bakımından temel cümleciği tamamlarlar. Birleşik cümlelerde sıfat fiiller, zarf fiiller isim fiiller ve şartlı çekim ekleri ile kurulmuş yan cümlecikler temel cümleye bağlanır. yan cümlecikler çeşitli yönlerden temel, cümleciğin anlamını tamamlamaktadırlar.

c. Sıralı Cümle: Anlamca ilgili birden çok yalın ya da birleşik cümlelerin virgül ya da noktalı virgüllerle bağlanmasıyla oluşan cümlelere sıralı cümle denir. Sıralı cümlelerde aralarında anlam bakımından ilgi ve birden çok yargı bulunur.

ç. Bağlı Cümle: Anlamca ilgili yalın ya da birleşik cümlelerin bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümleye bağlı cümle denir.

Köroğlu bir şamar attı ki Bolu Bey’inin gözlerinden ateş saçıldı.

Artık seni kurtaracak kimse de yok.

Atatürk diyor ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” cümleleri bağlı cümlelerdir.

Cümleler yüklemin türüne ve bulunduğu yere göre iki türde incelenir:

1. Yüklemin Türüne Göre Cümleler: Cümleler yüklemin türüne göre isim ve fiil cümlesi olmak üzere ikiye ayrılır.

a. İsim Cümlesi: Yüklemi isim ya da isim soyundan bir sözcük ya da sözcük öbeğinden oluşan cümlelere isim cümlesi denir. İsim cümlesi öznenin ne olduğunu ya da durumunu bildirirler. Nitelik, özellik ve sayı bakımından özne ile yüklem arasında

bağlantı kurar. İsim cümlelerinde yargı ek fiilin çekimi ile sağlanır. İsim ve isim soyundan olan sözcükler ek fiilin çekimine girerek yüklem niteliği kazanır. İsim cümlelerinde yüklem koşaç alır. Kosaç cümleye olumluluk, olumsuzluk kesinlik, olasılık süreklilik anlamları katan sözcük ya da ektir. Olumluluk anlamı -dır/ -dir eki ile; olumsuzluk anlamı da değil / değildir sözcüğüyle sağlanır.

Çocuk hastadır. (olumlu)

Çocuk hasta değildir. (olumsuz)

b. Fiil Cümlesi: Yüklemi çekimli bir eylem olan, bağımsız yargı bildiren cümlelere fiil cümlesi denir. Fiil cümleleri öznenin ne yaptığını bildirir. Bu tür cümleler haber (bildirme) ya da istek kipiyle kurulur. Haber kipiyle kurulanlar bir yargıyı, bir oluşu, bir durumu bildirirler. Dilek-istek kipiyle kurulanlar ise bir duyguyu, bir isteği ya da bir emri dile getirirler.

Cümleler yüklemin bulunduğu yere göre kurallı ve devrik cümle olmak üzere ikiye ayrılır.

a. Kurallı Cümle: Kurallı bir cümlede yüklem sonda bulunur. Cümle özne, nesne ve yüklem düzeninde sıralanır. Bu düzende olan cümlelere kurallı cümle denir.

“Köroğlu ordunun yaklaştığını anladı.” cümlesinde ögeler özne, nesne ve yüklem düzeninde sıralanmıştır. Bazı cümlelerde özne yukarıdaki gibi açıkça belli olmayabilir.

“Ordunun yaklaştığını anladı.” cümlesinde özne (o) yüklemden anlaşılır. Bu tür özneye gizli özne denildiğini anımsayınız.

b. Devrik Cümle: Yüklemi sonda olmayan cümleye devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta, ortada olabilir. Sözün etki ve anlam gücünü artırmak için devrik cümle kullanılır. Devrik cümleler anlatıma doğallık katar.

2.Bildirdikleri Anlama Göre Cümleler

a. Haber Cümleleri

 “Gençten bir adam geldi. Elinde bir değnek vardı. Demirciye uzattı.” cümlelerinde bir bilgi bir haber verilmektedir. Burada görülen, tanık olunan bir olay anlatılmaktadır. Tutacaktı yükleminde tutacak gelecek zaman ifade etmekte- t (di) eki gelecek zamanın hikâyesini belirtmektedir. “Bunun usulü böyledir.” Geniş zamanlı bir cümledir. Bu zaman şimdiki ve gelecek zamanı da içine alan geniş bir zaman dilimidir. Haber cümleleri daha çok anlatmaya bağlı bilgi, vermek, aydınlatmak amacıyla yazılan metinlerde kullanılır. Burada kişinin gördüğü, duyduğu olaylar anlatılır. Eylemin belirttiği anlam geçmişle, şimdiyle ve gelecekle ilgili bildirme görevi yerine getirilir. Eylem kök ve gövdelerine çeşitli kip (zaman) ekleri getirilerek zaman; zaman eklerinden sonra da kişi ekleri eylemin kimin yaptığı belirtilir.

Örneğin; yazacağım yüklemi yaz- acak-ım, “yaz” eylem kökü) “-acak” gelecek zaman eki, “-ım” kişi eki (ben)dir.

Ek fiil: İsim soylu sözcüklerin sonuna gelerek, onların yüklem olmalarını sağlayan dil birimine ek fiil denir.

“Ahmet çalışkandır. Hepimiz arkadaşız. Hava güzel. Çok yorgunum.” Cümleleri isim soyludur. Bunlar eklerle çekimli hâle gelir ve yüklem görevini yaparlar.

Ek fiil imek fiilinden doğmuştur. İdi, imiş, ise, iken olarak ek hâline gelmiştir.

Çekimi şöyledir:

çalışkan-ım I. Tekil kişi

çalışkan - sın II. “ “

çalışkan-dır III. “ “

çalışkan-ız I. Çoğul kişi

çalışkan-sınız II. “ “

çalışkan-lar III. “ “

Ek fiil “değildir” sözcüğüyle olumsuz hâle getirilir. Çalışkandır. Çalışkan değildir. vb.

C. CÜMLEDE ANLAM

1. CÜMLEDE ANLAMIN OLUŞMASI

Metin ilk cümlesini birlikte inceleyelim.

“Şimdi, akıntı, var, sandal, burun, kürek, çek, mağara, ön” sözcükleri başlı başına bir anlamları oldukları hâlde, cümle içerisinde anlaşılır bir anlam taşımazlar.Burada mesaj (ileti) gönderici ile alıcı arasındaki ilişki cümleyi anlamlı hâle getirir. Yukarıdaki cümlede “Şimdi akıntıya verdik miydi sandalın burnunu, kürek çekmeden mağaranın önündeyiz.” sözcük grupları bir düzen içerisinde sıralanarak anlam kazanmıştır. Bu ögeler arası uyum sözcüklerindeki ekler sayesinde sağlanmaktadır. “Sular bizi tam mağaranın önüne getirdi.” cümlesinde “su, biz, tam, mağara, ön, getir.” sözcükleri eklerle bağlanarak cümle anlamlı hale gelmiştir (biz)i, (mağara)nın, (ön)üne vb. dil bilgisi ögeleri sözcükleri birbirine bağlamaktadır. Türkçede bir cümle farklı biçimlerde ifade edilebilir. Bu durumda cümlenin anlamında değişiklikler olur. Aynı cümleyi şöyle söyleyebiliriz. “Tam mağaranın önüne bizi sular getirdi.” cümlesinde anlamda değişmeler oluşmuştur. Burada mağaranın önüne bizi neyin (suların) getirdiği öne çıkmıştır.

C. Cümlede Anlam

1. Cümlede Anlamın Oluşması

Yukarıdaki metinde yüklemlerde bir haber bildirilmektedir. Oldu, tutuyordu, duydum vb. örnek olarak gösterilebilir.

“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl,”

“Hele karnaval mevsimi de gelse”

“Buna razıyız, daha beteri olmasa.” cümlelerinin yükleminde bir dilek-istek ifade edilmektedir.

Türkçede fiiller haber ve dilek kipi olmak üzere iki bölümde incelenir. Fiilde kip dile getirilen işin, hareketin olayın oluşuyla ilgili biçimine verilen addır. Bu biçimde iş, hareket oluş ya bildirilir ya da dilek istek, emir dile getirilir. Çekimli fiillerde köklere getirilen eklerle kip ve kişi anlaşılır. Bil-di-m fiilinden bilmek eylemi-eylemin kipi ve zamanı (-di) ve kişi (-m) ekinden anlaşılır. Fiillerde olayı yapan kişi ve kişinin olay karşısındaki ruhsal durumu kip ile anlaşılır.

A. Haber Kipleri: Bu kipte eylemin yapıldığı zaman kavramı geçmişte, şimdi, gelecekte ya da geniş bir zaman diliminde mi yapıldığı bildirilir. Fiil kök ya da gövdelerine belirli eklerin getirilmesi ile kurulur. Bildirme kipleri şunlardır: Belirli geçmiş zaman, belirsiz geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zaman.

B. Dilek Kipi: Fiillerle anlatılan kavram dilek, istek, gereklilik emir (buyurma) anlamı taşıdığı için dilek-şart kipi olarak adlandırılır.

Haber kipinde olduğu gibi fiil kök ya da gövdelerine çeşitli ekler getirilerek kurulur. Dilek kipleri şunlardır: dilek-Şart, istek, gereklilik ve emir kipi. Bildirme ve dilek kipleri tablo olarak şöyle gösterilir.

* Şart bileşik zamanının gereklik kipiyle çekimi seyrek kullanılmaktadır.

2. BİLDİRDİKLERİ ANLAMA GÖRE CÜMLELER

B. DİLEK, İSTEK, SORU CÜMLELERİ

Bir dileği, bir isteği, bir emri ya da bir gerekliliği ifade eden cümlelere dilek-istek cümleleri denir. Dilek-istek cümlelerinde istenilen

tasarlanan bir eylem veya eylemler hakkında bir niyet duygusu ifade edilir.Dilek-istek cümleleri grubunda istek bildiren cümleler, dilek-şart bildiren cümleler, soru cümleleri, gereklilik bildiren cümleler, emir cümleleri ile ünlem cümleleri yer alır.

Dilek-şart cümleleri: Dilek şart cümleleri fiil kök ya da gövdesine -sa/-se ekleri getirilerek kurulur.

“Ah bir zengin olsam.”

“Okulumu bitirsem, yüzmeyi öğrensem.” cümlelerinde şarta bağlı bir dilek anlatılmaktadır.

İstek cümleleri: Bu tür cümleler kişinin kendi kendine yapmak istediği eylemi ifade eder.

“Kalkayım, eve gideyim,

Haydi bize gidelim. Burada iki gün kalalım.” cümleleri bu tür cümlelerdir.

Gereklilik cümleleri: Mutlaka yapılması gerekir anlamı ifade ederler.

*Başarmak için çalışmalıyım.” “Eve gitmeliyim.” vb.

Emir cümleleri: Bir buyruğu bir emri ifade eden cümlelerdir. oku, çalış, git, gel, vb.

Soru cümleleri: Soru anlamı ifade eden cümlelere soru cümlesi denir. Soru cümlesi soru edatları ile ya da cümlenin sonuna getirilen -mı/-mi soru ekleriyle kurulur. Soru cümleleri göndericinin (konuşan kişinin) bilmediği bir konunun doğrulanması (teyidi) amacıyla kullanılan cümle çeşididir. Bu tür cümlelerde mutlaka cevap verilmesi beklenir. Cevap beklenen soru cümlelerine gerçek soru cümlesi, cevap beklenmeyen, dikkat çekmek duygu ve düşünceyi daha güzel ifade etmek amacıyla kurulanlara da sözde soru cümlesi denir. “Ne kadar güzel bir manzara?”

Rica, abartma, karşılaştırma, sitem ifade etmek için de soru cümleleri kullanılır. Soru cümlelerinin sonuna soru işareti konur. Bundan şüphe mi duyuyorsunuz?

Orada ne yapıyorsunuz?

Ünlem cümlesi: Coşku ve heyecan ifade eden cümlelere ünlem cümlesi denir.Ünlem niteliğindeki sözcükler ile şaşma öfke, bıkma, sitem, üzüntü, özlem, yardım isteği ifade eden sözcüklerle ünlem cümleleri kurulur. Ünlem cümlelerinin sonuna ünlem işareti konur.

Örnekler

Ey en güzel!

Ey en büyük!        

Ey Atatürk!

Behçet Kemal Çağlar

Ey insan, ey yalnız kendim diyen Tek Adam!   Coşkun Ertepınar

BİLDİRDİKLERİ ANLAMA GÖRE CÜMLELER

C. OLUMLU, OLUMSUZ CÜMLELER

 “Atlar ürkmedi, kimse bana dokunmadı, düşmedim” cümleleri olumsuz cümlelerdir. Bu cümlelerin olumlu hâli dayanmış, (ses) çıkardı, ürktü, dokundu vb. sözcüklerle kurulan biçimidir. Olumluluk hâli Türkçe fiililerin yapılanları içerisinde anlatılmaktadır.Bu cümlelerde olumsuzluk fiil kök ve gövdelerine getirilen -mamak/-memek ekleriyle kurulmaktadır. Bilmek olumlu, bilmemek olumsuz, okudu olumlu, okumadı olumsuzdur. Türkçede olumsuzluk eki fiil kök ve gövdelerine zaman ekinden önce gelir. Yaz-ma-yacak-fiilinde yazmak eylem kökü, -ma- olumsuzluk eki; y-acak gelecek zaman ekidir. Gelecek zaman ekinden sonra da kişi ekleri gelir. Yüklemi isim olan cümlelerde olumsuzluk -dır ekinden sonra gelen değildir sözcüğüyle kurulur. “En çok sevdiğim çiçek güldür.” olumlu cümlesi “gül değildir” biçiminde olumsuz duruma getirilir. Yüklemi “var” ile biten cümleler de yok sözcüğüyle olumsuz hâle getirilir.

“Semtlerde bir tek garaj yok.”

3. Anlamlarına Göre Cümleler

Olayın anlatımında haber cümleleri kullanılmıştır. Cümlede anlam en çok yüklemde beliritilir. Yüklemin dışındaki ögeler yüklemde belirtilen anlamı tamamlarlar. Cümleler çeşitli nitelikler taşırlar. Cümleler betimleyici (tasvir edici), açıklayıcı, öyküleyici ve tartışma niteliğinde kurulabilir. Bu nitelik anlatılan konunun özelliğine anlatan kişinin üslubuna göre değişir.

Cümleler metinde bulunukları yere göre anlam ve değer kazanır. Yalnız başına cümlenin anlamından söz etmek yanılgıya neden olur. Cümleler yerine göre anlam bakımından nasihat, öneri, öğüt, üzüntü, sitem, eleştiri vb. içeribilir.

« Önceki -